Orhan Bengin Epözdemir | Finans ve Ekonomi Üzerine Notlar


  • Bir Borsa Spekülatörünün Anıları: 100-200-300 Sınırı ve Gümüş

    “Eskiden bulduğum bir teoriye göre bir hisse 100, 200 ya da 300 sınırını ilk kez aştığında fiyat yuvarlak rakamda durmaz ve daha da yukarı çıkar, bu yüzden hisseyi sınırı geçer geçmez alırsanız mutlaka kâr edersiniz. Temkinli davranan yatırımcılar bir hisseyi fiyat rekoru kırdıktan sonra satın almazlar. Ama ben geçmişte bu teorimi uygulayarak çok kâr ettim.”

    Şu anda okuduğum “Bir Borsa Spekülatörünün Anıları” kitabından bir kesiti yukarıda paylaştım -kitap hakkında daha detaylı yorumlamayı gelecek günlerde paylaşacağım.- İşin garip tarafı ise anlık olarak yukarıdaki fikri deneme fırsatım oldu. Son zamanlarda inanılmaz ralli yapan Gümüş, Ons başına 100 dolar sınırındaydı. Buna karşılık ne yapabileceğimi düşündüm; az para ile bu teoriyi test etmek istiyordum; bu nedenle ben de bir kripto para borsasında fiziksel gümüşün fiyatına endeksli bir kripto para birimi olan bir tokene kaldıraçlı işlem açmayı düşündüm; kaldıraç olarak da 90x seçtim. (Bilmeyenler için bu 100x’lik kaldıraç 1 dolarınızı 100 dolar gibi kullanmanızı sağlar. Bu sayede bir puanlık artış sizin için 100 puan olur; 1 puanlık düşüş te 100 puan. Bu nedenle likide olma fiyatı vardır ve enstrüman bu fiyata ulaştığında likide olursunuz, bütün paranız gider. Kaldıraç yatırım değil, spekülasyon ve bahistir. Örnek olarak Gümüş için 100 dolar fiyatında 100 dolarlık bir alım yaptınız ve 100 kaldıraç kullandınız. Gümüşün fiyatı 99.00’a düşerse toplam zararınız 100 dolar olacağı için pozisyon kendiliğinden kapanır, gümüşün fiyatı 101 dolara çıkarsa 100 dolar kazanırsınız.) Açıkçası bu fikir iki gün önce aklıma geldi ve ben de bu borsada 100 doları geçeceği anda alım yapma emri verdim ve bu emir için 150 dolarlık bir mebla ayırdım. Bu hareketin volatil olabileceğini düşündüğümden dolayı da eğer gümüşün fiyatı 99.58 puanın altına düşerse otomatik kapatma emri verdim.

    Bugün ders çalışırken bir mail geldi, mailde ise alım emrinin gerçekleştiği yazıyordu. Ben de gümüşün fiyatını açıp izlemeye başladım ve 100 doları gördükten sonra tekrar 99.5’in altına düştü ve zararı durdur emrimin araya girdiğini düşündüm fakat hesabımı açtığımda daha garip bir şekilde karşılaştım. Aşağıda maili ve hesapta yazan notu görebilirsiniz:

    Resimden de anlaşıldığı üzere her ne kadar böyle bir mail gelse de işlemim en başta gerçekleşmemiş. Bu mesajı gördüğüm anda rahatladım çünkü eğer gerçekleşmiş olsaydı likide olacaktım. Ardından gün boyu gümüşün fiyatını kontrol ettim. Son durum bu şekilde:

    Yani kitapta yazan gibi fiyat 100 doları geçince bir iki kere aşağı sarkması dışında 102.8 puana kadar ilerlemiş. Bu şekilde de bu teoriyi yarım denemiş oldum. Bir dahaki fırsatta daha düşük kaldıraçla tekrar deneyeceğim, deneyince tekrar buraya not olarak düşerim. Alacağım kaldıraçta fiyat 100, 200, 300 sınırını geçtikten sonra %1’lik bir oynama payına izin verilmesi gerekiyor. Her ne kadar bugünkü spekülasyonumdan 400-500 dolar kazanabilecek olsam da, eğer böyle devam etse belki günün birinde spekülasyon yaptığım bütün parayı kaybedecektim. Öğrendim ki, belirli bir süre sonraki fiyatın ne olacağı bilinse de, o süreye ulaşana kadarki fiyat hareketlerine de dikkat etmek gerekiyor.

  • “Babil’in En Zengin Adamı” üzerine

    Öncelikle kitabın ana fikrini bir cümlede özetlemek istiyorum: Zenginliğe giden yol şanstan değil, para biriktirmek ve doğru yatırım yapmaktan geçer; insan, gelirini sürekli başkaları için harcar fakat bu sırada kendisini unutur ve zengin olmak için kişi geliri eline geçtiği gibi ilk olarak bu gelirin en az %10’luk bir kısmını (yaşam kalitesini düşürmeyeceği durumlarda daha fazla da olabilir) kendine saklamalı ve bu para ile ‘doğru’ yatırım yapmayı öğrenmelidir.

    Kitapta altını çizdiğim önemli alıntılar ise şunlar:

    • “Bir insanın zenginliği, taşıdığı cüzdanda değildir. Şişman bir cüzdan eğer yeni altınlar gelmiyorsa hemen boşalır. Arkad’ın cüzdanını her zaman dolu tutmasının sırrı, ne kadar harcarsa harcasın bir yerden gelen gelirinin olması.”
      • Bu alıntıda “Bir yerden gelen gelirinin olması” cümlesiyle kasıt, geçmişte maaşının %10’unu saklayarak yatırım yapmış olması ve sonuç olarak paranın artık pasif olarak ona gelmesi.
    • “‘Fakat bütün kazandığım benim değil mi zaten?’ diye devam ettim. ‘“Hiç de bile. Kıyafetlerini yapan adama para vermiyor musun? Sandaletlerini yapan adama para vermiyor musun? Yediğin şeylerin parasını vermiyor musun? Babil’de para harcamadan yaşayabilir misin? Geçtiğimiz ay kazandıklarının sonucu olarak neyi gösterebilirsin? Geçtiğimiz senenin? Aptal! Kendin dışında herkese para ödüyorsun. Başkaları için çalışıyorsun. Bari bir köle ol da sahip olan kişi sana yiyecek ve kıyafet versin. Kazandığının onda birini kendine saklarsan on yılda elinde ne kadar para olur düşünsene.’ (…) Kazandığının bir bölümü sende kalmalı. Ne kadar az kazanırsan kazan, bu miktar onda birden az olmamalı. Daha fazla da olabilir. Önce kendine ödeme yap. Kıyafetlerini ve sandaletlerini yapanlara, yemeğe ve tanrılara kefaret verdikten sonra kalacak olandan fazlasını verme.”
      • Bu alıntıda ise kişinin aslında kendi zamanını harcayarak kazandığı parayı kendisi dışında herkese harcaması ve bu sebeple elle tutulur bir paraya sahip olamaması aktarılıyor ve kişinin parayı kazandığı gibi ilk olarak kendine ödeme yapması gerektiği vurgulanıyor. Bu miktarın %30 %40 gibi yüksek bir tutar olması zorunlu değil, aksine kişinin geçmişteki yaşam şartını çok da değiştirmeyecek %10’luk bir mebla en alt sınır olmalı. Unutulmamalıdır ki zenginlik görecelidir ve kişinin ne kadar harcama yaptığına bağlıdır. X kişisinin zenginlik anlayışı ile Y kişisinin zenginlik anlayışı ve zengin olmak için sahip olması gereken para farklıdır.
    • “‘Biriktirdiğin her altın para, senin için çalışan bir köle demek. Her bir bakır para, senin için çalışabilecek bir köle çocuğu. Eğer zengin olursan biriktirdiğinin senin için kazanmaya devam etmesi ve onun çocuğunun da kazanması gerekiyor ki bu sayede o çok istediğin bolluğa kavuşabilesin.’ (…) Zenginlik de bir ağaç gibi küçük bir tohumdan büyüyor. İlk biriktirdiğin bakır, zenginlik ağacını büyütecek olan şey. Bu tohumu ne kadar erken ekersen ağacın da o kadar çabuk büyümeye başlar. Onu düzenli birikimle beslersen en yakın zamanda gölgesinde keyif çatabileceğin hale gelir.’”
      • Burada da kişinin yalnızca %10’luk bir birikim yapmasını değil, yatırım yapması gerektiğini anlatıyor. “Eğer zengin olursan biriktirdiğinin senin için kazanmaya devam etmesi ve onun çocuğunun da kazanması gerekiyor ki bu sayede o çok istediğin bolluğa kavuşabilesin.” cümlesi ile aslında yatırımdan kazanılan paranın tekrardan yatırıma koyulması gerektiğini ve bu sayede dünyanın 8. harikası olarak da adlandırılan, Albert Einstein’a atfedilen ve kazançların üzerine tekrar kazanç eklenerek paranın katlanarak büyümesini sağlayan bileşik faiz konusuna vurgu yapılıyor.
    • “Birikimim arttıkça arada harcama arzularım uyandı; satıcıların Fenikelilerin diyarlarından gemilerle ya da başka yerlerden develerle getirdiği şeyleri satın almak istedim. Ama bilge bir şekilde kendimi tuttum.”
      • Bu söz aslında insanların zengin oldukça artan tek şeyin gelirinin değil, giderlerinin de yaşam koşullarının artması sebebiyle arttığını ve insanların bu durum karşısında tedbirli olması gerektiğini anlatıyor. Zengin olmak için kazanılan paranın harcanması değil, kazanılan paranın insanın ihtiyaçları ve isteklerini kapsayan paradan daha fazla olana kadar birikmesi ve getiri sağlaması gerekiyor.
    • (Karakterin biriktirdiği para ile yanlış ve mantıksız bir yatırım yapması üzerine) “‘Neden tuğla ustasının kuyumlar hakkındaki bilgilerine güveniyorsun? Fırıncıya gidip yıldızlar hakkında soru sorar mıydın? Yıldızlar hakkında bir şeyler öğrenmek için elbet bir gökbilimciye giderdin; düşünebilseydin eğer gideceğin yer bir astrolog olurdu. Birikimlerin gitti evlat, zenginlik ağacını kökünden sarstın. Ama bir tane daha dik, tekrar dene. Ve gelecek sefer eğer kuyumlarla ilgili bir fikre ihtiyacın varsa kuyumcuya git. Koyunlarla ilgili doğru bir şey öğrenmek istiyorsan çobana git. Tavsiye bedava verilen bir şey olsa da kimden ne konuda tavsiye aldığına dikkat et. Birikimleri konusunda bu konuda tecrübesi olmayan birinden tavsiye alan biri, bunun bedelini aldığı fikirlerin yanlışlığına birikimlerini kurban ederek öğrenir,’ dedi ve yanımdan ayrıldı.”
      • Az önce de söylediğim; insanın parasını yatıracağı yerin anladığı yer veya bir konuyu anlayan kişi olması gerektiği üzerinde duruluyor.
    • (Bu öneriyi dikkate alan ve bir sonraki birikimlerini doğru yere yatırım yapması üzerine) “‘Bu sefer birikimlerimi kalkan yapan usta Aggar’a bronz alması için teslim ettim ve dört ayda bir bana faiz ödüyor.’ “‘Bu iyi. Peki aldığın faizle ne yapıyorsun?’ ‘“Bal ve iyi şarap ve baharatlı keklerle büyük bir ziyafet çekiyorum. Kendime kırmızı bir tunik de aldım. Bir gün umarım genç bir eşek alacağım binmek için.’ “Algamish bu söylediklerime güldü. ‘Birikimlerinin çocuklarını yemişsin. O zaman onların senin için çalışmasını nasıl beklersin?”
      • Her ne kadar doğru yere yatırım yapılsa da, az önce bahsettiğim “Bileşik Getiri” konusuna da dikkat edilmesi gerektiği vurgulanıyor.
    • “Arkad, derslerini iyi öğrendin. Önce kazandığından daha azıyla yaşamayı öğrendin. Sonra kendi alanlarında tavsiye verebilecek insanlara fikir danışmayı öğrendin. Ve sonunda altının senin için çalışmasını sağlamayı öğrendin.”
      • Bahsedilen tavsiyeleri kısaca özetliyor.
    • ““Tavsiyem, Algamish’in bilgeliğini örnek alın ve kendinize şöyle söyleyin: ‘Kazandığımın bir kısmı bende kalmalı.’ Sabah kalktığınızda bunu düşünün. Öğlen kendinize bunu hatırlatın. Gece bunu düşünün. Her gün, her saat başı bunu düşünün. O kadar çok kez bunu kendinize söyleyin ki harfler gökyüzünde ateşten yapılmış bir şekilde belirsin gözlerinizin önünde.”
    • “Hazinenizi çok dikkatli bir şekilde yatırımlar a yönlendirin ki kaybolmasın. Yüksek faizler sizi kayalara çağıran, geminizi batıracak olan sirenlerin tatlı ama yalancı melodilerinden farklı değildir. “Tanrılar sizi yanlarına çağırdığında aileniz ihtiyaçlarını karşılayabilsin diye biriktirin. Düzenli olarak küçük ödemeler yaparsanız böyle bir korumayı sağlamanız mümkün olur. Tutumlu bir insan büyük bir miktarı böyle akıllıca bir neden için kenara koymayı hiç ertelemez. (…) Küçük ve güvenli bir getiri, her zaman riskten yeğdir. “Buradayken hayatın tadını çıkarın. Kendinizi fazla zorlamayın ya da çok fazla biriktirmeye çalışmayın. Eğer kazandığınızın sadece onda birini tutabiliyorsanız bununla tatmin olun. Bunun dışında gelirinize göre yaşayın ve harcamaktan korkup cimrileşmeyin. Hayat güzel ve tadı çıkarılması gereken şeylerle dolu.””
      • Yapılan yatırımın riski ile getirisinin düzgün olması gerektiğinden bahsediliyor. Eğer katlanılamıyorsa yüksek risklerden kaçınılması gerektiğinden bahsediliyor. Aynı zamanda hayatın geçici olduğu ve bu nedenle de çok fazla birikim yaparak hayatın tadını çıkarmayı unutmamak gerektiğinin de üzerinde duruyor.
    • “Birinci Çare Cüzdanınızı Şişmanlatmaya Başlayın (…) İkinci Çare Harcamalarınız Kontrol Edin (…) Üçüncü Çare Altınınızı Katlayın (…) Dördüncü Çare Hazinenizi Kayba Karşı Koruyun (…) Beşinci Çare Yaşadığınız Yeri Kâr Edebileceğiniz Bir Yatırıma Dönüştürün (…) Altıncı Çare Geleceğiniz İçin Gelirinizi Garantileyin (…) Yedinci Çare Kazanma Kapasitenizi Arttırın.”
      • Önce kendinize ödeme yapın. Kazandığınız her paranın belirli bir kısmını (kitapta önerilen oran %10’dur) harcamadan önce kenara ayırmalısınız. Fatura veya borç ödemeden önce, birikim hesabına para aktarmak servet inşasının ilk adımıdır. İstek ve ihtiyaç ayrımı yapın. Geliriniz arttıkça harcamalarınız da artmamalı (“Lifestyle Inflation”dan kaçının). Zorunlu ihtiyaçlarınız ile keyfi isteklerinizin arasındaki farkı belirleyip bir bütçe oluşturmalısınız. Tasarruf, geliri artırmakla değil, gideri yönetmekle başlar. Paranızı çalıştırın (Bileşik Getiri). Biriktirdiğiniz paranın atıl durması sizi zengin etmez. O parayı yatırıma dönüştürerek (hisse senedi, fon, faiz, iş ortaklığı vb.) paranın da para kazanmasını sağlamalısınız. Buna modern dilde pasif gelir yaratmak denir. Risk yönetimi yapın. Hızlı zengin olma vaatlerine kanmayın. Yatırım yaparken ana paranızı korumak, kâr etmekten önce gelir. Bilmediğiniz işlere girmek yerine, işin uzmanlarına danışmalı ve güvenilir, sağlam yatırımları tercih etmelisiniz. Mülk sahibi olun. Kitap, kira ödemek yerine kendi evinizin sahibi olmayı öğütler. Bu sayede yaşam maliyetiniz düşer ve sahip olduğunuz mülk zamanla değerlenerek sizin için bir varlık (asset) haline gelir. Emeklilik planlaması yapın. Gençken ve gücünüz yerindeyken, yaşlılık günleriniz ve ailenizin geleceği için yatırım yapmalısınız. Sigorta, bireysel emeklilik sistemleri veya uzun vadeli temettü yatırımları bu maddeye girer. Kendinize yatırım yapın. En büyük varlığınız kendinizsiniz. Mesleki becerilerinizi geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek ve tecrübe kazanmak, potansiyel gelirinizi artırmanın en kesin yoludur. Daha bilgili ve yetenekli olduğunuzda, daha çok kazanırsınız.

    Kitabı özetleyecek olsam bunları söylerdim fakat belirtmeliyim ki kitap çok daha detaylı ve borç, şans ve Fırat Nehri üzerinde kurulmuş büyük bir şehir ve imparatorluk olan Babil üzerine de gidiyor, kesinlikle okunulmasını tavsiye ederim. Kişisel olarak ben her ay gelirimin bir kısmı ile yatırım yapmam gerektiğini biliyor ve yapmaya çalışıyordum fakat bunu sona bıraktığım için elimde paranın kalmadığı/az kaldığı dönemler oluyordu fakat kitabı okuduktan sonra değiştireceğim en büyük özelliğim gelirimi aldığım gibi yatırım yapmak olacak…

    (152)

    “Niyet Varsa Yol Bulunur”

  • Aralık 2025 Portföy Durumu

    Aralık ayında kişisel olarak bir şey yapmadım, yalnızca derslerime çalıştım. Şubat ayının ortasında 2 sınavım var ve hedefim ikisini de geçmek. Her ne kadar iki sayısı oldukça az gözükse de içerikleri de bir o kadar fazla. Bu ay tekrardan düzenli olarak kitap okumaya başladım. Tekrardan kitap okumaya başlamak için kendime bir kindle aldım ve gerçekten aldığım için çok mutluyum. Hem biraz para verdiğim için kendimi okumaya zorluyorum hem de gerçekten sürekli kitaplar alıp küçücük yurt odamda yer kaplamasındansa yanımda sürekli taşıyabildiğim bir kütüphanem olduğu için mutluyum. Bu ay “Babil’in En Zengin Adamı” kitabını okudum ve şu an “Bir Borsa Spekülatörünün Anıları” kitabını okuyorum. Okuduğum kitapları daha detaylı olarak yorumlayıp blogumda paylaşacağım.


    Aralık 2025, hem Türkiye’de 2026 yılına dair ücret ve para politikalarının belirlendiği hem de küresel piyasalarda merkez bankalarının “yumuşak iniş” senaryolarını teyit ettiği kritik bir ay oldu.

    Aralık 2025’te yaşanan en önemli ekonomik ve finansal gelişmelerin özeti şöyledir:

    Türkiye gündeminin en sıcak başlıkları 2026 asgari ücreti ve TCMB’nin faiz indirimi döngüsüydü.

    2026 Asgari Ücreti Belli Oldu (23 Aralık):

    • Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun çalışmaları sonucunda, 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak Net Asgari Ücret 28.075,50 TL, Brüt Asgari Ücret 33.030,00 TL olarak açıklandı. Bu rakam, 2025 yılına kıyasla yıllık bazda yaklaşık %65’lik bir artışa (Ocak 2025’teki 17.002 TL baz alındığında) işaret etti. İş dünyası ve sendikalar arasında yoğun geçen pazarlıkların ardından açıklanan bu rakam, enflasyon hedeflemesi ve refah payı dengesi gözetilerek belirlendi.

    TCMB Faiz İndirimine Gitti (11 Aralık):

    • Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini 150 baz puan indirerek %39,5’ten %38 seviyesine çekti. Karar metninde, Kasım ayı enflasyonunun beklentilerin altında kalması ve enflasyonun ana eğilimindeki düşüşün faiz indirimini desteklediği vurgulandı. Bu hamle, sıkı para politikasından kademeli gevşemeye geçişin net bir işareti olarak yorumlandı.

    Kasım Enflasyonu Beklentilerin Altında Kaldı (3 Aralık):

    • TÜİK tarafından açıklanan verilere göre, Kasım 2025’te Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda %0,87, yıllık bazda ise %31,07 olarak gerçekleşti. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise yıllık bazda %27,23 artış gösterdi. Aylık enflasyonun %1’in altına kalıcı olarak inmesi, 2026 yılı enflasyon hedefleri (tek hane yolculuğu) için moral kaynağı oldu.

    Hizmet Enflasyonu ve Kira Artışları:

    • Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) yıllık %34,93 artışla (31 Aralık verisi) manşet enflasyonun üzerinde seyretmeye devam etse de, ivme kaybı gözlendi.

    Dünya ekonomisinde “enflasyonla mücadelenin sonuna gelindiği” ve faiz indirimlerinin hız kazandığı bir ay yaşandı.

    FED Faiz İndirimine Devam Etti (10 Aralık):

    • ABD Merkez Bankası (Fed), Aralık toplantısında politika faizini 25 baz puan daha indirerek hedef aralığı %3,50 – %3,75 seviyesine çekti. Fed Başkanı, ABD ekonomisinin resesyona girmeden enflasyonu kontrol altına aldığını (yumuşak iniş) teyit etti. 2026 yılı için de kademeli indirim sinyali verildi.

    ECB Faizleri Sabit Bıraktı (18 Aralık):

    • Avrupa Merkez Bankası (ECB), yılın son toplantısında faiz oranlarını değiştirmedi. Mevduat faizi %2,00, ana refinansman faizi %2,15 seviyesinde sabit tutuldu. ECB, Euro Bölgesi enflasyonunun orta vadede %2 hedefine oturacağını öngörerek “bekle-gör” politikasına geçti. Karar metninde 2026 yılı için büyüme tahminleri hafif yukarı yönlü revize edildi (%1,2).

    Küresel Emtia ve Enerji Fiyatları:

    • Petrol fiyatları, küresel talebin ılımlı seyri ve arz dengesiyle 70-75 dolar bandında sakin bir seyir izledi. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin cari dengesini ve enflasyon görünümünü olumlu etkiledi. Altın fiyatları (ONS), Fed’in faiz indirimleri ve jeopolitik risklerin azalmasıyla 2025 yılını güçlü bir seviyede kapattı.

    (Yapay Zeka kullanılarak özetlenmiştir.)


    Geçtiğimiz ay BIST100 dolar bazlı %2.21, S&P500 ise %0.2 artmış. Bu iki endeksin karşısında benim portföyüm ise %1.47 artmış.


     

    US Fon & Hisse 12.25

    US Fon ve Hisselerimin görüntüsü bu şekilde. Geçtiğimiz aya kıyasla portföyüme NLR, SGMT, HGBL, WRLD, SNAP Call Opsiyonu ve WYFI ekledim.

    NLR fonu, nükleer enerji ve SMR tarafına odaklanan bir fon. Aslında bu fon ile benim geçmişim çok derin. Ben bu fonu iki sene önce, lisedeyken nükleer enerji konusunu araştırdığımda bulmuştum. O günden bu güne fon ortalama iki katına çıkmış fakat ben almamıştım çünkü açıkçası kendime güvenim yoktu.

    Bu fon belki benim paramı ikiye katlamadı fakat bana çok önemli bir şeyi öğretti. Borsada küçük yatırımcı olarak para kazanmanın üç yolu var. İlki endekse pasif yatırım yapmak. İkincisi, piyasa değeri düşük şirketlere yatırım yapmak çünkü büyük yatırım firmaları az değerli şirketlere yatırım yapamıyor. Bunun nedeni de basit. Yatırım yapacakları miktar çok fazla ve bu tarz firmalara yatırım yapmak fiyatı oldukça fazla etkileyebilir. Küçük meblalarda yatırımın da getirisi büyük firmalar için kargaşaya değecek değil. Üçüncüsü ise, geleceğin sektörlerini herkesten önce tahmin edip kendine güvenerek yatırım yapmak. İşte NLR fonu bana 3. dersi öğretti ve bunun karşılığında sürekli hatırlamak için asla satacağımı düşünmediğim bir yatırım yaptım. Her NLR’ye baktığımda bu yatırım dersini hatırlayacağım.

    SGMT’yi, her ne kadar biyoteknoloji ve ilaç sektöründen anlamasam da ilerisi için daha değerli olması gerektiğini düşündüğümden ufak bir meblada aldım.

    WRLD ve HGBL’ye, elinde bulundurdukları ile gelecekten indirgenmiş nakit akışları değerlendirildiğinde değerinin çok altında oldukları için yine ufak bir miktarda yatırım yaptım.

    WYFI ise çok farklı. Bu portföyümdeki bir diğer yapay zeka şirketi. WYFI; veri merkezi işletmeciliği, bulut bilişim ve GPU (Grafik İşlem Birimi) hizmetleri sunuyor ve çok büyük bir alanda, bilir kişilerle çalışarak bir veri merkezi kuruyor.

    Son olarak ise SNAP opsiyonu. Bu deneme amaçlı olmayan ve portföyüme eklediğim ilk opsiyon. Snapchat’in değerinin çok altında olduğunu düşünüyorum fakat oldukça riskli bir yatırım olacağının da farkındayım. Bu nedenle doğrudan hisse almak yerine 1 yıllık opsiyon aldım. Aldıktan sonra da açıkçası opsiyonun fiyatı arttı fakat satmaya değmez. Bu nedenle elimde bekleteceğim.


    Diğer Fon ve Hisselerime NVO’yu tekrardan ekledim. Beni oldukça ters köşe yapan bu şirket, en azından ödemem gereken vergi miktarını düşürdü, bu nedenle çok da rahatsız değilim 🙂 Fakat bu fiyattan almamak da kişisel olarak reddedeceğim bir şey olurdu.


    Bunun haricinde portföyümde çok az miktar Bitcoin tutuyorum ve ilerde düşmesini bekliyorum. Beklediğim alanlar 75-70k bölgesi ve bu bölgeye geldiğinde yavaş yavaş portföyümün %10’luk bir kısmını Bitcoin’e ayırmak istiyorum.

    Ayrıca CS2 Yatırımlarım da oldukça iyi gidiyor. Bunlar çok volatil ve uzun vadeli olduğu için anlık fiyat değişimleri beni etkilemiyor.

    Sabit Getiri olarak portföyümün %6.42’si düşüş anında yatırım yapılmayı bekliyor.

    Portföyümün ayrıca %2.67’si altın olarak duruyor.

    Nakit olarak ise %6’lık bir dilim var. Bunun sabit getiride değil nakitte olmasının sebebi en yakın sürede BİST’te yatırım yapacak olmam.


    Son olarak eklemek istediğim konu BES. Kendime bir BES hesabı açtım ve her ay gelirimin %5’ini katkı olarak sunuyorum. Sözleşmem %90 Altın ve %10 Gümüş içeriyor. Açıkçası devlet destekli değerli maden almak çok büyük bir katkı ve bu nedenle kullanmak istedim. Kredi kartı üzerinden aldığım için her alım 36 gün sonra gerçekleşiyor. Bir dahaki aylık portföyümde “Emtia” kısmında BES birikimlerimi de ekleyeceğim.

    Bu aylık bu kadar. Herkese bol kazançlı, daha da önemlisi sağlıklı, huzurlu, öğretici ve adaletli bir sene diliyorum.

  • Hoşgeldiniz: Bu Seri Size Ne Katacak? (Yol Haritası ve Beklenti Yönetimi)

    Bu seride, yatırım okuryazarlığını temel seviyeden ileri düzeye kadar sistemli biçimde ele almayı hedefliyorum. Aşağıda, yaklaşık bir haftadır üzerinde çalıştığım konu başlıklarının yer aldığı taslağı paylaşıyorum. Yazılarımı bu listeyle paralel ilerleteceğim.

    Başlıkların sayısının fazla olduğunun farkındayım; ancak seri tamamlandığında, yatırım yapmaya dair bütüncül ve kalıcı bir başvuru kaynağı ortaya çıkmasını amaçlıyorum. Adım adım ilerleyen, dağınık değil; aksine “yatırım yapmanın kitabı” denebilecek bir çerçeve kurma niyetindeyim.

    1. Yatırım 101: Neden Sadece Biriktirmek Sizi Fakirleştirir?
    2. Enflasyon Canavarı: Reel Getiri ve Paranın Zaman Değeri
    3. Dünyanın 8. Harikası: Bileşik Getiri ve Kartopu Etkisi
    4. Hedef Bazlı Yatırım: Neye, Ne Zaman, Ne Kadar İhtiyacın Var?
    5. Güvenlik Ağı: Acil Durum Fonu (Ne Kadar, Nerede Saklanmalı?)
    6. Borç Yönetimi: Kredi Faizleri Yatırım Getirinizi Nasıl Yer?
    7. Yatırım vs. Spekülasyon: Oyun Planı Farkını Anlamak
    8. Risk Nedir? Volatilite, Düşüş (Drawdown) ve Kalıcı Kayıp Farkı
    9. Uyku Testi: Risk Profiliniz ve Davranışsal Toleransınız
    10. Varlık Sınıfları Haritası: Hisse, Tahvil, Altın, Nakit ve Ötesi
    11. Para Nasıl Kazanılır? Fiyat Artışı, Temettü, Kira ve “Carry”
    12. Saha Rehberi: Aracı Kurum Seçimi, Hesap Türleri ve Güvenlik
    13. Emir Tipleri: Piyasa, Limit, Stop Emirler ve Yeni Başlayan Hataları
    14. Görünmez Giderler: Komisyon, Spread, Vergi ve Fon Giderleri
    15. Yatırımcı Hijyeni: Dolandırıcılar, “Garanti Getiri” Yalanları ve Sosyal Medya
    16. Hisse Senedi 101: Ortaklık Ne Demek? (Haklar ve Riskler)
    17. Tahvil/Bono 101: Alacaklı Olmak (Kupon, Vade ve Fiyatlama)
    18. Faiz ve Tahvil İlişkisi: Faiz Artınca Tahvil Neden Düşer? (Duration)
    19. Getiri Eğrisi (Yield Curve): Piyasa Gelecek Hakkında Ne Söylüyor?
    20. Kredi Riski: Devlet Tahvili vs. Şirket Tahvili (Spread Mantığı)
    21. Emtia ve Altın: “Güvenli Liman” Efsanesi Ne Zaman Çalışır?
    22. Döviz: Bir Yatırım Aracı mı, Korunma Kalkanı mı?
    23. Gayrimenkul: Kira Çarpanı, Likidite ve Bakım Maliyeti Gerçeği
    24. Kripto Varlıklar: Volatilite, Saklama ve Temel Riskler
    25. Yatırım Fonları ve ETF’ler: Neden Çoğu Kişi İçin En İyi Çözüm?
    26. Fon Seçme Sanatı: TEFAS Analizi ve Doğru Kıyaslama Ölçütleri
    27. ETF Mekaniği: Takip Hatası, Temettü Verimi ve Likidite
    28. Çeşitlendirme: Korelasyon ve “Tek Hata Riski”nden Kaçınmak
    29. Varlık Dağılımı (Asset Allocation): Getiriyi Belirleyen Asıl Karar
    30. Zamanlama Stratejisi: Kademeli Alım (DCA) mı, Toplu Alım mı?
    31. Rebalancing (Dengeleme): Portföy Bakımı Nasıl Yapılır?
    32. Rutin Kontrol: Aylık/Çeyreklik Portföy Kontrol Listesi
    33. Nakit Yönetimi: Fırsatlar İçin Ne Kadar Nakitte Beklemeli?
    34. Vergi Çerçevesi: Beyan ve Vergilendirme Konusunda Temel Yaklaşım
    35. İlk Adım: 2-3 Varlıkla İşleyen Basit Bir Sistem Kurmak
    36. Temel Analiz Giriş: Hisseyi Değil, Şirketi Anlamak
    37. Gelir Tablosu: Büyüme, Marjlar ve Kârlılık Kalitesi
    38. Bilanço: Borçluluk, Özsermaye ve Gizli Riskler
    39. Nakit Akışı (Cash Flow): Muhasebe Kârı vs. Cebe Giren Nakit
    40. Oranlar Sözlüğü: F/K, PD/DD, FAVÖK ve ROIC Nedir?
    41. Değer Tuzakları: Bir Hisse “Ucuz” mu, Yoksa “Batıyor” mu?
    42. Ekonomik Hendek (Moat): Rekabet Avantajı ve Fiyatlama Gücü
    43. Sektör Analizi: Döngüsellik, Regülasyon ve Arz-Talep
    44. Yönetim Analizi: Sermaye Tahsisi (Temettü mü, Büyüme mi?)
    45. Katalizör Düşüncesi: Yatırım Tezi, Karşı Tez ve Tetikleyiciler
    46. Makro 101: Faiz – Enflasyon – Büyüme Üçgeni
    47. Merkez Bankaları: Para Politikası Varlık Fiyatlarını Nasıl Etkiler?
    48. Temettü Stratejisi: Verim vs. Büyüme (Sürdürülebilirlik Testi)
    49. Teknik Analiz Temelleri: Bir Araç Olarak Trend ve Destek/Direnç
    50. Risk Yönetimi 201: Pozisyon Boyutu ve Stop Mantığı
    51. Performans Ölçümü: Sharpe Oranı, CAGR ve Drawdown
    52. Yatırım Günlüğü: Sonucu Değil, Karar Kalitesini Ölçmek
    53. Davranışsal Finans: FOMO, Panik ve Anlatı Tuzakları
    54. Faktör Yatırımı: Value, Momentum, Quality ve Low Volatility
    55. Portföy Mimarisi: Barbell, Core-Satellite ve All-Weather Modelleri
    56. Risk Parity: Varlığa Değil, Riske Yatırım Yapmak
    57. Hedef Volatilite: Portföyü “Oynaklığa Göre” Ayarlamak
    58. Korelasyon Krizleri: “Her Şey Aynı Anda Düştüğünde” Ne Olur?
    59. Kuyruk Riski (Tail Risk): Kara Kuğu ve Sigorta Mantığı
    60. Backtest Okuryazarlığı: Geçmiş Geleceğin Aynası mıdır? (Tuzaklar)
    61. Strateji Değerlendirme: Bir Avantajınız (Edge) Var mı?
    62. Risk of Ruin: Batma İhtimalinin Matematiği
    63. Kelly Kriteri: Ne Kadar Risk Almalısınız? (Bahis Matematiği)
    64. Piyasa Mikroskobu: Likidite, Slippage ve Piyasa Etkisi
    65. Yatırım Politikası Belgesi (IPS): Kendi Kurallar Kitabınızı Yazın
    66. Opsiyon Nedir? Call/Put, Vade ve Kullanım Fiyatı
    67. Fiyatın İçinde Ne Var? İçsel Değer vs. Zaman Değeri
    68. Moneyness Kavramı: ITM, ATM, OTM ve Olasılık Sezgisi
    69. Amerikan vs. Avrupa Tipi: Erken Kullanım Hakkı Neden Önemli?
    70. Atama (Assignment) Riski: Vade Sonu ve Temettü Senaryoları
    71. Kârlılık Diyagramları: Payoff Grafikleri Nasıl Okunur?
    72. Volatilite 101: Tarihsel Volatilite vs. Beklenen (Implied) Volatilite
    73. Sigorta Mantığı: Opsiyon Primi Neden Var?
    74. Delta: Yön Riski ve Olasılık Bağlantısı
    75. Gamma: Hızın İvmesi (Neden Tehlikeli veya Yararlı?)
    76. Theta: Zaman Erimesi (Opsiyon Satıcısının Dostu)
    77. Vega: Volatilite Değişimine Duyarlılık
    78. Volatilite Gülüşü (Skew/Smile): Piyasa Neyden Korkuyor?
    79. Vade Yapısı (Term Structure): Yakın Vade vs. Uzak Vade
    80. IV Rank / IV Percentile: Ucuz mu Pahalı mı?
    81. Covered Call: Ek Gelir Yaratmak ve Riskleri
    82. Cash-Secured Put: İndirimli Hisse Almak ya da Prim Toplamak
    83. Protective Put: Portföy Sigortası ve Maliyeti
    84. Collar: Maliyetsiz Koruma Mümkün mü?
    85. Long Call/Put: Kaldıraç mı, Piyango Bileti mi?
    86. Bilanço Dönemi: “Earnings” Opsiyonları ve Olay Riski
    87. Vertical Spreads (Debit): Riski Sınırlayarak Yön Tayini
    88. Vertical Spreads (Credit): Zamanı Arkana Alarak Prim Toplamak
    89. Iron Condor: Yatay Piyasa Stratejisi
    90. Straddle/Strangle: Yöne Değil, Harekete Oynamak
    91. Calendar Spread: Zaman Farkından Para Kazanmak
    92. Diagonal Spread: Hem Zaman Hem Yön
    93. Butterfly: Fiyat Mıknatısı ve Hedefleme
    94. Broken-Wing Butterfly: Risk/Ödül Eğrisini Bükmek
    95. Ratio Spreads: Ucuz Risk mi, Gizli Tehlike mi?
    96. Wheel Stratejisi
    97. Futures Nedir? Marjin, Teminat ve Mark-to-Market
    98. Kaldıraç Gerçeği: Küçük Hareket, Büyük Sonuç
    99. Contango ve Backwardation: Vadeli Fiyat Tuzakları
    100. Hedge Amaçlı Futures: Portföyü Korumak
    101. Emtia ve Endeks Vadelileri: Beta Yönetimi
  • Dot-com ve Yapay Zeka (Balonu)

    Ekonomik Balon

    Ekonomik balon, yatırımcıların ileriye dönük spekülasyon yaparak, bir varlığın günümüzden ziyade gelecekte daha da yüksek fiyata satabilme beklentileri nedeniyle alım yapılarak o varlığın kendi içsel değerinin çok üzerine, fiyatının ise mantık ve ekonomi yoluyla açıklanamayacak seviyelere çıkmasıdır. (1. Madde)

    Balonlar genellikle bir sektördeki büyümenin sürekli devam edebileceği inancıyla büyürler. Bu nedenle, yatırımcılar için o sektörde içsel değer, F/K oranı gibi anlık istatistikler önemini yitirir ve saçma değerlere ulaşır (2. Madde) (bu kısmı aklınızda tutmanız önemli.)

    Peki balonlar nasıl patlar? Balonların patlamasının 2 temel nedeni vardır. İlki şirketlerin beklentiyi karşılayamamaları ve bilançolarında beklenilen kazancı elde edememeleri, ikincisi ise faiz oranlarının artması veya genel ekonominin kötüye gitmesi. Balonların patlamaları sonucunda etkilenen sektördeki varlıkların fiyatlarında büyük geri çekilmeler yaşanır ve fiyatlar tekrardan “makul” seviyelere ulaşır [18]. (3. Madde)

    Dot-com Balonu

    Yazıma öncelikle Dot-com balonunu anlatarak başlamak istiyorum. 1990’larda popülerleşmeye başlayan internet sektörü, yatırımcıların ve medyanın ileride çok daha fazla gelişeceğini düşünmeleri nedeniyle iyice büyüyor ve dışarıdan yüksek gelir beklentisiyle aşırı yatırım alıyor. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri’ndeki düşük enflasyon, hızlı GSYİH büyümesi, düşük faiz gibi ekonomik büyümelerin de katkısıyla  “.com” girişimlerinin sayısı artıyor [17]. (1. Madde)

    Bütün girişimlerin ve şirketlerin bir internet sitesi olması gerektiği düşünüldüğünden, yatırımcılar kâr etsin veya etmesin internet sitesine sahip şirketlerin gelecekte çok daha büyük olacaklarını düşündüklerinden hisse fiyatları uçup gidiyor. Ayrıca 1998’den itibaren internet tabanlı şirketlerin halka arzları artıyor, 1995 ve 2000 yılları arasında Nasdaq endeksi 1,000 puandan 5,000 puana çıkıyor. (2. Madde)

    Ardından 2000 yılında, sermayenin yavaş yavaş yok olmaya başlamasıyla ve beklenen yüksek gelirler gerçekleşmediğinden ve şirketlerin finansal yapıları yavaş yavaş bozulmaya başladığından, piyasalarda büyük bir düzelme başlıyor. Balonun oluştuğu yıllardan önce, rekor düzeyde düşük faiz oranları, internetin yaygınlaşması ve teknoloji şirketlerine olan ilginin artması, özellikle başarı geçmişi olmayan yeni kurulan şirketlere sermayenin bolca akmasını sağladı. Değerlemeler hızla yükseldi ve sonunda para akışı durdu. Nasdaq 10 Mart 2000 ile 4 Ekim 2002 tarihleri arasında 5,048 puandan %76.81’lik bir düşüşle 1,139.90 puana düşüyor. Amazon, Cisco, Intel, Oracle gibi internet devlerinin hisse fiyatları ise %80’den fazla düşüşle karşılaşıyor [19]. (3. Madde)

    Fakat bu duruma farklı bir açıdan bakarak günümüzden konuşalım. Amazon’un hisse fiyatı balonun patlamasıyla 3 dolardan 0.35 dolara düştü, günümüzde 245.05 dolar. Oracle’ın hisse fiyatı 46 dolardan 9 dolara düştü, günümüzde 245 dolar. Kısacası borsada, gerçekten yenilikçi ve gelecekte olması gereken bir boşluğu dolduran şirketler uzun vadede hak ettiği yere gelir. Burada Cullen Roche’ın sözünü hatırlatmak isterim: Borsa, her şeyin indirime girdiğinde tüm müşterilerin dükkandan kaçtığı tek pazardır.

    Yapay Zeka (Balonu)

    Gelelim günümüze. ChatGPT’nin ortaya çıkışının üstünden 3 yıl geçti. Bu yazıyı okuyorsanız büyük ihtimalle ChatGPT’nin ilk baştaki kapasitesiyle şimdiki kapasitenin arasında dağlar kadar fark olduğunu da biliyorsunuzdur. En basitinden ilk başta yalnızca belirli bir zamana kadar gerçekleşmiş şeyleri yalnızca yazı yoluyla paylaşabilen Yapay Zeka, günümüzde bileşik bir şekilde artarak yalnızca bir cümleden adeta kamerayla çekilmiş gibi videolar hazırlayabiliyor. İşte Yapay Zeka’nın bu hızlı yükselişi yalnızca kendi içinde kalmadı, borsaya da sıçradı. Bu yazıda da Yapay Zeka’nın hem dot-com balonu ile benzerlikleri hem de ondan ayıran temel farkları ele alacağım.

    Peki bu “Yapay Zeka Yarışı” neden alevlendi? Şirketlerin Yapay Zeka’yı benimsemesinin temelde iki sebebi var: İlki, Yapay Zeka konusunda bir market olması ve doğru kullanımda şirket verimliliğini arttırması. İkincisi ise FOMO, yani Bir Şeyleri Kaçırma Korkusu. Bu maddeyi iki örnek ile daha somut bir hale getireceğim. Her dönemde şirketlerin benimsemesi gereken temalar vardır. Örneğin geçmişte Yahoo’nun piyasa değerindeki düşüşten büyük bir ders çıkaran Google, günümüzde anlık olarak en iyi Yapay Zeka modeline sahip. İkinci örnek olarak, Yapay Zeka konusu ile ilgili bir röportajda Mark Zuckerberg şöyle diyor: “AI bir balon olabilir ama ‘birkaç yüz milyar doları yanlış harcamak’ süper zekâya ulaşmak için buna değer. AI’nin bir balon olma ihtimali oldukça yüksek ve eğer birkaç yüz milyar doları yanlış harcamış olursak, bu elbette çok talihsiz olur. Ama şunu söyleyebilirim ki bence asıl risk diğer tarafta. En azından Meta gibi bir şirket için risk, biraz fazla agresif olmaktan ziyade yeterince agresif olmamakta yatıyor. [0]”. Hiç şüphesiz ki Yapay Zeka gelecekte de bizimle olacak fakat iş borsaya geldiğinde yapılan araştırmalara göre yatırımcıların %54’ü bir Yapay Zeka balonunun içerisinde olduğumuzu, %60’ı ise hisselerin şiştiğini belirtiyor [14].

    2008 Amerikan konut fiyatı balonunun patlamasından önce durumu fark edip o zamanlar asla patlamayacağı düşünülen konut piyasasına karşı yatırım yapan ünlü yatırımcı Michael Burry, geçtiğimiz aylarda Yapay Zeka’dan faydalanarak hisselerinde büyük artışlar yaşayan Palantir ve Nvidia şirketlerine karşı da pozisyon aldığını duyurdu [15] [20].

    Ayrıca ChatGPT’nin sahibi OpenAI’ın kurucularından Sam Altman da, 18 Ağustos 2025 tarihinde yaptığı bir röportajda Yapay Zeka endüstrisinin harcamalar nedeniyle bir balona doğru gittiğini söyledi.

    Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük 500 şirketini barındıran S&P500 endeksinin Fiyat/Kazanç oranını takip eden Shiller F/K Oranı, 40.46 seviyelerinde. (Shiller F/K oranı, normal F/K oranlarına kıyasla hisse fiyatlarını son 10 yıldaki enflasyona göre ayarlanmış gelirlerle kıyaslar) Shiller F/K Oranının tarihsel geçmişini aşağıda görebilirsiniz:

    Shiller P/E Ratio
    Shiller P/E Ratio [16]
    Peki nedir bu Fiyat/Kazanç oranı? Bu oran, takip edilen değerin hisse senedi fiyatını, hisse başına kazancına (EPS) oranlayan ve bu hissenin mevcut piyasa fiyatının kazancına göre yüksek veya düşük olduğunu gösteren temel bir finansal ölçüttür. Örneğin, A şirketinin bir lot hissesi 58₺ fiyatla işlem görüyor ve son 12 aylık süreçte hisse başı kârı 3₺ ise, bu hissenin F/K oranı 58/3=19.3 olarak hesaplanır ve hisse senedi, şirketin 19.3 yıllık kârıyla fiyatlanmaktadır. Bu da demektir ki hissenin şu anki fiyatının mantıklı olabilmesi için yıllık kârını 19.3 sene boyunca daha devam ettirmesi gerekiyor. [1]

    Shiller F/K Oranına bakıldığında, bir önceki zirvenin Dot-com balonunda oluştuğunu ve 44 seviyelerinde olduğunu görebilirsiniz. Peki gelelim Yapay Zeka devlerine ve F/K oranlarına:

    Geçmişte genelde oyuncular için ekran kartı üreten ve Yapay Zeka’nın doğumuyla birlikte ekran kartına olan önemin artması nedeniyle hisse fiyatlarının da artmasına sebep olan Nvidia şirketinin F/K oranı anlık olarak 45.69. Yani şu anki kârını 45.69 yıl boyunca devam ettirmesi gerekiyor.

    Büyük veri analizi ve Yapay Zeka alanında yazılım platformları geliştiren; özellikle hükümetler (savunma, istihbarat) ve büyük şirketler için karmaşık veri setlerini anlamlandırmaya ve karar vermeye yardımcı olan sistemler sunan Palantir şirketinin ise F/K oranı anlık olarak 743.86! Palantir hisselerinin anlık fiyatına bakıp satın alan yatırımcılar, şirketin yıllık kâr seviyesini 743 yıl (+11 ay) devam ettirebileceğini düşünüyorlar…

    Son olarak sektöre bir genel bakış yapmak isterim. Yapay Zeka şirketlerinin geneline yatırım yapan “Global X Robotics & Artificial Intelligence” fonunun F/K oranı 37.12, S&P 500 Informasyon Teknolojisi Endeksi’nin F/K oranı 40.22.

    Bu oranların daha derin bir araştırmaya gerek kalmadan ne kadar saçma olduğu ortada. Fakat bu çok açıkken bu şirketlerin hisse fiyatları nasıl oluyor da artmaya devam edebiliyor? Çünkü şirketler hâlâ kâr beklentilerini pozitif olarak aşıyorlar. Örneğin Nvidia şirketinin geçtiğimiz ay açıklanan bilançosuna göre, şirketin bir yıllık geliri 54.9 milyar dolar olan beklentileri aşarak 57 milyar dolar açıklandı. Peki bu getiriler gerçekten sürdürülebilir mi? İşte bu noktada işler kızışmaya başlıyor.

    Öncelikle Yapay Zeka’nın enerji ihtiyacı günden güne artıyor. Bu nedenle de tek mantıklı çözüm nükleer enerji olarak gözüküyor. Öyle ki OpenAI kurucusu Sam Altman’ın da ortağı olduğu nükleer enerji şirketleri bile mevcut. Bu ihtiyaç yüzünden Yapay Zeka ile birlikte Küçük Modüler Reaktörler başta olmak üzere nükleer enerji şirketlerinin fiyatları da epey arttı. Yalnızca OpenAI’a gerekli enerji miktarı 26 nükleer enerji santraline eşdeğer. Genel olarak Yapay Zeka’ya bakıldığında ise 2030 yılına gelindiğinde 7 trilyon doların yalnızca enerji ihtiyacına harcanması bekleniyor [2]. Buna kıyasla ABD’nin 2024 yılındaki sermaye harcaması 8 trilyon dolardı [3] .

    Fakat enerji ihtiyacından da daha kritik nokta, döngüsel yatırımlar. Aşağıdaki grafikte Yapay Zeka şirketlerinin birbirlerine yaptığı yatırımları görebilirsiniz [4]:

    Burada en önemli nokta, yapılan her anlaşmanın açıklanmasının ardından anlaşmayı yapan iki şirketin hisse fiyatlarının da artması. Yukarıdaki grafiğin paylaşılmasının ardından bile anlaşmalar yapılmaya devam edildi ve sanki hiçbir şey olmamış gibi hisse fiyatları artmaya devam etti. Bu döngüsel yatırımın ortasında bulunan ve en çok anlaşma yapan şirket ise yukarıda bahsettiğim Nvidia. Grafik incelendiğinde Nvidia’nın büyük küçük fark etmeden her şirkete yatırım yaptığı ve karşılığında dolaylı da olsa yatırım aldığı görülüyor. Bu durumu küçük bir örnekle daha netleştirmek istiyorum. Bir kazma satıcısı düşünün. Bu satıcı, normalde olması gereken gibi kazma satmanın ötesinde; altın madencilerinin kendi dükkanından kazma almaları için onlara para veriyor. Bu durumun aynısı yukarıda görülebileceği üzere Yapay Zeka şirketleri arasında da mevcut.

    Yapay Zeka’nın bir balon olduğunu düşünenlerin en büyük argümanı da bu. Dot-com balonu zamanında da bu tür döngüsel yatırımlar özellikle Nortel gibi şirketler arasında ünlüydü. (Nortel hisseleri Dot-com balonu ile birlikte 87 dolar seviyesine ulaşmış, balonun patlamasıyla birlikte de pratik olarak 0’a inmişti [5].) Peki bu kadar fazla yatırımın sonu ne olacak? Bu balon sonsuza kadar büyüyecek mi? Tabii ki hayır. Yapılan yatırımlar, beraberinde gelir hedeflerini de getiriyor ve balonların da sonunu önceden dediğim gibi beklentiyi karşılamamak getiriyor. Yapılan araştırmalar, Yapay Zeka şirketlerinin beklentileri karşılayabilmeleri için 2030 yılına gelindiğinde yıllık gelirlerinin 2 trilyon dolar civarında olması gerektiğini öngörüyor [6]. Kıyaslama yapmak gerekirse bu miktar; Microsoft, Meta, Google, Amazon, Apple ve Nvidia’nın 2024 yılı gelirlerinin TOPLAMINDAN daha fazla. Buna karşılık ise Citi Group’un araştırmasına göre 2025 yılında Yapay Zeka gelirinin yalnızca 43 milyar dolar olacağı öngörülüyor [7].

    Büyük teknoloji şirketleri agresif bir şekilde CAPEX harcamaları (CAPEX (Capital Expenditure) harcaması, bir şirketin uzun vadeli büyüme ve operasyonel kapasitesini artırmak amacıyla fiziksel varlıklar satın almak, yükseltmek veya sürdürmek için yaptığı büyük yatırımlardır.) yaparken, Oracle’ın yeni Yapay Zeka veri merkezlerindeki brüt kâr marjının yalnızca %14 civarında olduğu bilgisi, bu yatırımların geri dönüşünün ne kadar zor olabileceğini göstermektedir [23]. Hesaplamalara göre, yapay zeka şirketlerinin yatırdıkları sermayeyi geri kazanabilmeleri için (baz senaryoda), yıllık yaklaşık 250 milyar dolar AI geliri yaratmaları beklenmektedir. [23]

    Gelelim olası senaryolara. Öncelikle Yapay Zeka’nın bu getirileri elde edebilmesi için gereken enerji altyapısını kurmak başlı başına uzun süren bir iş. Ekonomi, insanların sınırsız ihtiyaçlarını, mevcut kaynakların kıtlığı (yetersizliği) nedeniyle nasıl karşılayacaklarını inceleyen sosyal bilimdir; kıtlık ise, sınırsız insan isteklerine karşılık üretim faktörlerinin yetersiz kalmasıdır. Kişisel görüşüme göre Yapay Zeka sektöründe, enerji kıtlığı ve bu kıtlığın çözülmesi için gereken süre arasında bir ikilem mevcut. Nükleer santraller hızlı bir çözüm olabilir gibi gözükse de, örneğin ABD’de Nükleer Reaktör başvurularının kabulü bile tek başına 5 yıl sürebiliyor [8].

    Bir diğer önemli nokta ise OpenAI. Yukarıdaki grafikte en büyük daire olan Nvidia’nın alternatifleri mevcut olsa da, her şirketin görece çok da büyük olmayan OpenAI ile de anlaşma yapması, Yapay Zeka ekosisteminin küçük bir şirkete (OpenAI özel bir şirket ve son yatırımlara göre şirketin değeri 500 milyar dolar, buna kıyasla Nvidia’nın değeri 4.5 trilyon dolar) bağlı olması. Neredeyse bütün Yapay Zeka şirketleriyle anlaşma yapan OpenAI’ın, anlaşmaları sürdürememesi durumunda Yapay Zeka ekosistemindeki diğer şirketler, planlarını revize etmek zorunda kalabilir. OpenAI ise bu konumda, en azından dışarıdan bakıldığında, ABD hükümetinden gelebilecek desteğe de güveniyor gibi görünüyor. Tabii ki böyle bir olası durumda kârlı çıkacak şirket Microsoft’tur. OpenAI hisselerinin ortalama %25’ini elinde tutan Microsoft, olası bir durumda OpenAI’ı tamamen satın almaya çalışabilir fakat bu durum yalnızca Microsoft için olumlu olur.

    Fark ettiğiniz üzere yazım boyunca ABD dışında bir ülke söylemedim fakat üçüncü senaryomuz ABD’nin rakibi Çin hakkında. Aslında şimdi düşününce yazım boyunca Çin’den bahsetmememin, bu senaryonun gerçekleşme olasılığının göz ardı edilmemesi gerektiğini gösteriyor. Halka açık Yapay Zeka şirketlerinin neredeyse hepsi Amerika Birleşik Devletleri’nde ve kimse Çin’in Yapay Zeka konusunda ne yaptığını bilmiyor. Çin adeta bir kara kutu gibi fakat buna rağmen ABD Yapay Zeka savaşını kazanmak için Çin’e çip gönderimini olabildiğince kısıtlamaya çalışıyor. En son Çin’den gelen ve ABD borsalarını bir günde alt üst eden şey DeepSeek olmuştu. O güne kadar ülkeler arası rekabet gözükmemesi nedeniyle ABD tarafında optimizasyona çok dikkat edilmiyordu ve bu nedenle DeepSeek’in açıklandığı gün, piyasaya rakip ülkeden bir modelin de girmesiyle beraber Nvidia aynı gün %17, S&P 500 Teknoloji Endeksi ise %5.6 düştü [11]. Ayrıca Çin’de de ABD’ye olan bağımlılığın azalması için örneğin Huawei’nin ürettiği Ascend çipleri gibi çipler üretiliyor [12]. Çin’in bir diğer kozu ise açık kaynak. ChatGPT ve Gemini gibi menşei ABD olan Yapay Zeka kıyasla Çin, piyasayı ele geçirmek için daha farklı bir rota izlemesi gerektiğinin farkında ve bu nedenle örneğin DeepSeek, açık kaynak olarak yayınlandı. İsteyen insanlar DeepSeek’i bilgisayarına “indirip” çevrimdışı olarak kullanabiliyordu [13]. [21]

    Bütün dış etkenlerden bağımsız olarak Yapay Zeka’nın sorunlarına bakıldığında ise en büyük sorun kesinlikle veri sınırı. Yapay zeka dünyasının önde gelen isimleri, son 5 yıldır süregelen “daha büyük model, daha fazla veri, daha çok işlem gücü” stratejisi olan ölçekleme yasalarının sınırlarına yaklaşıldığını belirtmektedir. OpenAI’ın kurucu ortağı Ilya Sutskever, “veri Yapay Zeka’nın fosil yakıtıdır” demiş ve internetteki zirve veriye ulaşıldığını, sadece büyütmenin artık yetmeyeceğini dile getirmiştir [24].

    Her ne kadar Yapay Zeka da Dot-com balonuna birçok yönden benzese de, benzemediği yönleri de mevcut. Örneğin Dot-com balonunun aksine, az önce bahsettiğim gibi Yapay Zeka şirketlerinin sahip olduğu değerlemelerin çoğunu destekleyen finansallar ve kazançlar da mevcut. Piyasa geneline bakıldığında ise Morgan Stanley, S&P 500 şirketlerinin şu anda değerlemelerine oranla ürettikleri nakit akışının, 2000 yılındaki dot-com balonunun patlamasından önceki döneme kıyasla üç kat daha fazla olduğunu belirtti [9]. Ayrıca 2000 yılında teknoloji şirketlerinin %36’sının zarar ettiği döneme kıyasla, günümüzdeki teknoloji şirketlerinin yalnızca %19’u zarar ediyor [10]. Nvidia, Microsoft, Google gibi Yapay Zeka devleri yıldan yıla %30 ile %80 arasında devasa gelir artışları kaydediyor [22].

    Dot-com dönemindeki perts.com, Webvan gibi birçok şirket neredeyse hiç geliri yokken milyar dolarlık değerlemelere sahipti. Günümüze bakıldığında OpenAI ve XAI gibi şirketler ise bundan farklı olarak milyarlarca dolar düzeyinde gelir elde ediyor [22]. Aynı zamanda Yapay Zeka; veri merkezleri, enerji vs. gibi altyapılar gerektirmesi nedeniyle reel ekonomiyle de yakından ilişkilidir ve yalnızca ürünleriyle değil, bu ürünleri inşa etme süreciyle de ekonomide değer yaratmaktadır. Dot-com balonunda altyapı olarak internet gerekse de, piyasa beklentileri ile reel ekonomideki uygulama arasındaki fark çok daha yüksekti [22]. Google, Microsoft, Nvidia gibi şirketlerin aynı zamanda borç/özkaynak oranı da %5 ila %30 civarında olup, bu şirketler kasalarında büyük nakit pozisyonlar bulunmaktadır.

    Son olarak, günümüzde irrasyonel gözüken Yapay Zeka piyasasına karşı, John Maynard Keynes’in sözünü hatırlatmak isterim: “Piyasalar siz iflas edene kadar irrasyonel kalabilir.”

    ———-

    Kaynaklar:

    [0] https://sherwood.news/tech/meta-ceo-mark-zuckerberg-ai-might-be-a-bubble-but-misspending-a-couple-of/

    [1] Shiller, Robert (2005). Irrational Exuberance (2. baskı). Princeton University Press

    [2] https://www.mckinsey.com/industries/technology-media-and-telecommunications/our-insights/the-cost-of-compute-a-7-trillion-dollar-race-to-scale-data-centers

    [3] https://fred.stlouisfed.org/series/BOGZ1FA895050005Q

    [4] https://flowingdata.com/2025/10/13/circular-deals-among-ai-companies/

    [5] https://x.com/NewLowObserver/status/1361770009303814146

    [6] https://www.bain.com/about/media-center/press-releases/20252/$2-trillion-in-new-revenue-needed-to-fund-ais-scaling-trend—bain–companys-6th-annual-global-technology-report/

    [7] https://www.citigroup.com/global/insights/ai-the-information-era-apex-technology

    [8] https://www.eia.gov/energyexplained/nuclear/us-nuclear-industry.php

    [9] https://www.morningbrew.com/issues/on-the-bubble

    [10] https://www.janushenderson.com/en-dk/investor/article/ai-versus-the-dotcom-bubble-8-reasons-the-ai-wave-is-different/

    [11] https://www.intuition.com/deepseeks-market-shock-what-you-need-to-know/

    [12] https://www.tomshardware.com/tech-industry/semiconductors/huaweis-ascend-ai-chip-ecosystem-scales

    [13] https://www.getlago.com/blog/deepseek-open-source

    [14] https://www.bloomberg.com/news/articles/2025-10-14/most-investors-say-ai-stocks-are-in-a-bubble-bofa-poll-shows

    [15] https://www.bbc.com/news/articles/c867vyn2evlo

    [16] https://www.multpl.com/shiller-pe

    [17] https://www.investopedia.com/terms/d/dotcom-bubble.asp

    [18] Dogic, Nina (2015). Theories of Finance and Financial Crisis – Lessons for the Great Recession

    [19] https://web.archive.org/web/20100610011943/http://www.socialmediatr.com/blog/dot-com-krizinin-10-yilinda-internet-nereden-nereye-geldi/

    [20] https://www.theguardian.com/business/2025/nov/05/global-stock-markets-fall-sharply-over-ai-bubble-fears

    [21] https://www.youtube.com/watch?v=j4CiDOSedmQ

    [22] https://www.youtube.com/watch?v=m9PBVlLizzQ

    [23] https://borsadabibasina.com/yapay-zeka-yatirimlari-balon-mu-altyapi-devrimi-mi

    [24] https://www.youtube.com/watch?v=LYoJnCpRswo

    https://www.youtube.com/watch?v=2U6bJEFC97c

    https://www.youtube.com/watch?v=tAXKxKTGWFQ

    https://en.wikipedia.org/wiki/AI_bubble

    https://www.youtube.com/watch?v=fIcWfHikAOo

     

  • 2026 Yılı Hedeflerim

    Her yıl Aralık ayında, bir sonraki yıl için kendime koyacağım hedefleri belirleyecek ve aynı zamanda bir önceki yıl koyduğum hedeflerin ne kadarını gerçekleştirdiğimi değerlendireceğim. Bu sayede hem yıl boyunca odaklanabileceğim somut amaçlarım olacak hem de boş vakitlerimde bu hedeflere dönüp hangi alanlara yoğunlaşmam gerektiğini açıkça görebileceğim.

    2026 yılı için kendime koyduğum hedefler şunlar:

    1. Okuduğum bölümde girdiğim tüm sınavları başarıyla geçmek; hiçbir sınavdan kalmamak.
    2. Blog sitemde düzenli olarak içerik paylaşmaya devam etmek.
    3. Bana pasif veya yarı-aktif gelir sağlayabilecek küçük çaplı bir girişim başlatmak.
    4. Kitap okuma alışkanlığımı yeniden kazanmak ve mümkün olan her gece 30–60 dakika kitap okumak.
    5. Yıl sonuna kadar yatırım portföyümü 1,000,000 TL seviyesinin üzerine taşımak (güncel kurla yaklaşık 23,600 USD).
    6. Yıl genelinde S&P500 endeksinin getirisini en az ikiye katlamak.
    7. Sosyal medya kullanımımı mümkün olduğunca sıfıra indirmek; doom-scrolling’i tamamen bırakmak ve yalnızca arkadaşlarımın gönderdiği veya takip ettiğim kişilerin paylaştığı içeriklere göz atıp telefonu kapatabilmek. Bu hedefe genel olarak telefon kullanımı da dahil. Günlük 2 saatten fazla telefona bakmak istemiyorum.
    8. Eksiksiz olarak günlüğümü yazmak.

    Önümüzdeki senenin aralık ayında gelip, neleri başarıp neleri başaramadığımı detaylıca yazacağım.

  • Kasım 2025 Portföy Durumu

    Kasım ayı, yoğun bir şekilde ders çalıştığım aylardan biri oldu. Ayın sonuna doğru İstanbul’a gitmeme rağmen, günde ortalama 4 saat ders çalışmışım. Bu aydan öğrendiğim en önemli şey ise, üniversitede gerçekten insanın bir startup kurmak veya hobilerine vakit ayırmak için hiçbir zamanı olmaması; özellikle de zor bir bölümdeyseniz. Bütün günlerim aynı geçiyor; sabah uyan, kütüphaneye git, akşama kadar ders çalış, eve gel ve dinlen. Haftasonu da aynı. Neyseki arkadaşlarımla beraber ders çalışıyorum ve her gün disiplinli olarak çalışabildiğim için sorun oluşturmuyor, artık alıştım.

    Her ne kadar zor olursa olsun, düşündüğüm zaman gerçekten iyi ki matematik okumayı seçmişim diyorum, özellikle de teknik üniversitede değil düz üniversitede. Tam olarak istediğim gibi saf matematik görüyoruz ve her ne kadar zor olursa olsun oldukça keyifli geçiyor.

    Geçtiğimiz ay bir de kitap okuma alışkanlığımı geliştirmek için kendime kindle aldım. Yatmadan önce yarım saat ile 1 saat arasında kitap okuyorum. Okuduğum kitaplar yatırım ve ekonomi üzerine değil, klasiklerden oluşuyor. Güzel bulduğum kitapları gelecekte yazarım.

    Geçtiğimiz ay yaşanan önemli ekonomik/siyasi gelişmelere baktığımızda ise;

    • CHP 39. Olağan Kurultayı: Kasım ayının son günlerinde gerçekleşen kurultayda, Özgür Özel 4. kez genel başkan seçildi. Parti içi liderlik tartışmalarının bu sonuçla bir süre rafa kalkması bekleniyor.

    • Belediyelere Yönelik Soruşturmalar: Adana ve Büyükçekmece gibi bazı belediyelere yönelik “yolsuzluk ve usulsüzlük” iddialarıyla başlatılan soruşturmalar ve gözaltı haberleri siyasi tansiyonu yükseltti. Muhalefet, bu durumu “siyasi baskı” olarak nitelendirirken, hükümet kanadı “yargı süreci” vurgusu yaptı.

    • Papa 14. Leo’nun Ziyareti: Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, resmi ziyaret kapsamında İstanbul ve İznik’e geldi. Bu ziyaret, hem dinler arası diyalog hem de Türkiye’nin inanç turizmi potansiyeli açısından önemli bir diplomatik adım olarak kayıtlara geçti.

    • Anket Sonuçları: Kasım ayında yayınlanan AREA Araştırma anketine göre CHP’nin birinci parti konumunu koruduğu, ancak kararsız seçmen oranının %23 seviyelerinde olduğu görüldü. Bu durum, seçmenlerin mevcut siyasi partilere olan mesafesini koruduğunu gösteriyor.

    • TCMB ve Enflasyon: Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, dezenflasyon sürecinin sürdüğünü ancak hızının yavaşladığını belirtti. Kasım ayı enflasyon verileri ve TCMB’nin sıkı duruş mesajları, piyasalarda faiz indirim beklentilerini öteledi.

    • Kredi Sınırlamaları: Hazine destekli Halkbank kredilerine bütçe sınırı getirilmesi, özellikle KOBİ’ler ve esnaf tarafında finansmana erişim endişelerini artırdı.

    • Sanayi Denetimleri: Sanayi Bakanlığı, uygunsuz ürünlere yönelik denetimlerini sıkılaştırarak 278 milyon TL tutarında ceza kesti. Bu adım, üretim kalitesini artırma ve haksız rekabeti önleme hamlesi olarak yorumlandı.

    • COP30 İklim Zirvesi (Brezilya): Belém’de düzenlenen zirvede, ülkeler iklim finansmanı ve emisyon hedefleri konusunda zorlu müzakereler yürüttü. Zirve, “iklim işbirliğinin hala canlı olduğu” mesajıyla kapansa da, radikal kararların alınamaması eleştiri konusu oldu.

    • Ukrayna Barış Görüşmeleri: Ukrayna heyetinin barış planını görüşmek üzere ABD’ye gitmesi, savaşın diplomatik yollarla çözümü için yeni bir pencere açılıp açılamayacağı sorularını gündeme getirdi.

    • ABD-Çin Ticaret “Ateşkesi”: İki süper güç arasında tarifelerin düşürülmesi ve ihracat kontrollerinin gevşetilmesi konusunda sağlanan bir yıllık “ticari ateşkes”, küresel piyasalara nefes aldırdı. Bu gelişme, ticaret savaşlarının yarattığı belirsizliği kısa vadede azalttı.

    • Emtia Rekorları: Gümüş, tüm zamanların rekorunu kırarken; altın da yükseliş trendini sürdürdü. Bu durum, yatırımcıların güvenli liman arayışının ve endüstriyel talebin (gümüş için) devam ettiğini gösteriyor.

    • Teknoloji Hisseleri Rallisi: ABD borsalarında, Amazon gibi teknoloji devlerinin güçlü bilançoları ve yapay zeka iyimserliğiyle teknoloji hisselerinde (Nasdaq) yukarı yönlü sert hareketler görüldü.

    • Havacılık Krizi: Airbus uçaklarının bir kısmının teknik nedenlerle yere indirilmesi, havacılık sektöründe kapasite sorunlarına ve hisse bazlı dalgalanmalara yol açtı.

    (Yapay Zeka kullanılarak özetlenmiştir.)

    Portföy getirim ile BIST100/SP500 endekslerini kıyaslamam gerekirse; Kasım ayında portföyüm %2.82 düşmüş. Buna kıyasla BIST100 endeksi dolar bazlı %1.64, SP500 ise %0.22 düşmüş. Bu endekslere kıyasla benim portföyümün daha fazla düşmesinin temel sebebi portföyümün yapay zeka ve teknoloji ağırlıklı olması. Ekim ayında S&P500 endeksi %1.92, BIST100 ise dolar bazında %1.25 düşmüştü. Bunların yanında ise benim portföyüm %8.10 artmıştı. Nasıl ki endeks çok arttığında benim portföyüm daha çok artıyorsa, belirsizlik içerisinde olunca da portföyüm daha çok düşüyor.

    Gelelim sırayla yatırımlarıma;

    US Fon & Hisse
    US Fon & Hisse

    Kasım ayında, her ay yaptığım aylık yatırımım sayesinde VTI ve VEU fonlarına toplam ortalama 110$ eklemede bulundum. Bunun yanında SMR pozisyonumu tamamen kapattım. Her ne kadar gelecekte Nükleer Enerji sektörünün çok büyüyeceğini düşünsem de, bir yandan da SMR’in geçtiğimiz dönemki artışının yapay zeka kaynaklı olduğunu biliyorum ve açıkçası bu durum bana güven vermiyordu. Nedenini yapay zeka konusu üzerine bu hafta yazacağım yazıda daha detaylı anlatırım. GOOGL hissemde de azaltmaya gittim ve 1.5 hisse sattım. Aslında her ne kadar satmak istemiyor olsam da, kendime GOOGL alırken 300$ fiyatına geldiğinde biraz satarak kâr realizasyonu yapacağım konusunda söz verdim ve bu nedenle ufak bir satış yaptım. İleride daha fazla satış yapmayı düşünmüyorum.

    Diğer Fon & Hisse
    Diğer Fon & Hisse

    Diğer Fon & Hisselerime bakıldığında göze çarpan tek şey 5 adet BİST hisseleri. Borsa İstanbul’a uzun vadeli yatırımın sakıncalı olduğunu düşünsem dahi, kısa-orta vadede yatırım yapılarak çok daha iyi sonuçlara ulaşılabileceği kanaatindeyim. Bu nedenle de, kendim hisse bulmaktan çok her ay bir içerik üreticisinin model portföyünü kopyalıyorum. Uzun vadede nasıl bir sonuca ulaşacağımı beraber göreceğiz. Her ay 5 hisse değişiyor ve ayın başında yeni 5 hisseyi aynı miktarlarda alıyorum.

    Kripto
    Kripto

    Sonunda ufacık bir kripto yatırımı da yaptım. Şimdilik yalnızca portföyde gözükmesi için yaptım fakat Bitcoin istediğim fiyata ulaştığında (ATH’dan %60 düşüş) alımlarımı arttıracağım. Bitcoin ile ilgili daha detaylı bir yol haritası çizeceğim.

    Sabit Getiri
    Sabit Getiri

    Portföyümün %15’ini ise sabit getiri/altın kaplıyor. Gittikçe artmaya başlayan hisse marketi karşısında hedge amaçlı sabit getiri ve nakit ürünleri tutuyorum.

    CS2
    CS2

    CS2 yatırımlarım ise bu şekilde. Artık alım yapmayı son derece düşürdüm ve sadece bekliyorum. Buradaki 2,200$’ı, bir anda 0’a inse de üzülmeyeceğim şekilde ayarladım. Kişisel olarak kendime güvendiğim için yaptığım bu yatırımlar gerçekten Bitcoin’den bile daha volatil. Ay içinde bir artıya bir eksiye doğru savruldu ama ben buna hazırlanmıştım ve böyle olacağını biliyordum.

    Nakit
    Nakit

    Bunlar ise nakit pozisyonlarım. 1349.8$ nakit olarak yatırım yapılmayı bekliyor.

    Gün geçtikçe hızla artan ve rasyonellikten çıkmaya başlayan market karşısında altın başta olmak üzere hedge pozisyonlarımı arttıracağım. Gittikçe bir balona doğru yaklaştığımız belli ve bunun karşısında daha az volatil bir portföye sahip olmak istiyorum.

    Bu aylık bu kadar, bir sonraki ay görüşmek üzere…

  • Ekim 2025 Portföy Durumu

    Öncelikle aylık portföy takibimi uzun süredir yazamıyorum, çünkü anlık olarak kullandığım portföy takip dosyamı değiştirmeye çalışıyorum. Her ne kadar uzun ve sancılı bir süreç olsa da, bu dosyanın yerini alacak yeni dosya çok daha detaylı ve güzel olacak.

    Yazmadığım süre zarfında, üniversitem başladı ve derslerin lisedekinden ne kadar farklı ve zor olduğunu öğrendim. Haftada iki kere okula gidiyorum, onun haricinde işlenenleri evden takip ediyorum. O günün işlenen konularını öğrenmek en az 3-4 saatimi alıyor. Üniversiteye gitmeme sebebim ise profesörlerin yalnızca internete yüklediği kağıtta yazılanları tahtaya yazmaları. Ayrıca Almanya’da oturma iznine de başvurdum.

    Ekim ayında S&P500 endeksi %1.92, BIST100 ise dolar bazında %1.25 düştü. Bunların yanında ise benim portföyüm geçtiğimiz ay %8.10 arttı. Eğer yanlış hatırlamıyorsam bu artıl benim portföyümün bir ay içerisinde sergilemiş olduğu en büyük artış.

    Sırayla yatırım sayfalarına bakacak olursak;

    US Fon & Hisse
    US Fon & Hisse

    Bir önceki yazışımdan itibaren çoğu hissemi takip etmesi zor olması nedeniyle sattım, bunların içerisinden geleceğine güvendiğim GOOGL, AMZN, NVDA kaldı. Üzerine de VTI (Amerika Tüm Hisse Fonu) ve VEU (Amerika Dışı Dünya Tüm Hisse Fonu) ekledim. Artık S&P500 yerine VTI alacağım fakat VOO’yu sattığım taktirde vergi ödeyeceğim için satmadım. Ayrıca risk yönetimi bakımından aylık olarak VEU almaya devam edeceğim.

    DTCR’yi ise yeni aldım. Kısaca açıklamak gerekirse “Altına hücumda en çok parayı kazananlar, altın kazmak yerine kürek satanlardı” sözünden yola çıkarak aldığım bu fon, doğrudan yapay zekaya -her ne kadar döngüsel yatırımlar nedeniyle yavaş yavaş bir balona dönüşmeye başlayan bir sektör olduğunu düşünsem de (üzerine gelecek günlerde uzun bir yazı yazacağım) – yatırım yapmaktan ziyade yapay zeka için gerekli veri alanlarına ve altyapıya yatırım yapıyor. Bu sayede de fonun yarısı gayrimenkul yatırım ortaklığı gidiyor.

    Son yazışımdan bu güne, bilançoları yayınlanması sayesinde GOOGL ve AMZN çok güzel bir ivme yakaladı ve umarım devam ettirebilir.

    Diğer Fon & Hisse
    Diğer Fon & Hisse

    Diğer Fon ve hisselerime bakıldığında, biraz daha ASML alımı yaptım ve elimdeki NVO’ları çıkardım. NVO aslında hala çok güvendiğim bir hisse olsa da, bazen hisseler gerekli değeri göremiyor veya kişisel olarak benim göremediğim ve marketin gördüğü, güvensizlik yaratan bir neden var. Her halükarda da elimden çıkartılması gereken hisselerden olduğunu düşündüm çünkü üniversite zamanından dolayı çok fazla tekil hisse takip etmeyi istemiyorum.

    Kripto yatırımlarım şu anlık neredeyse olmadığı için paylaşma gereği duymuyorum, fakat eskiden gelen 700 dolarlık zararı sildim çünkü çok da doğru bir hesaplama değildi. Bunun yerine eskiden yaptığım yatırımların ortalama zararını bulup bunu ekledim.

    CS2 Yatırımları
    CS2 Yatırımları

    Gelelim portföyümün görece yeni yatırımına. Geçenlerde üzerine yazdığım CS ekonomisinde de yatırımlarıma başladım. Görece riskli bir market olması sebebiyle portföyümden büyük bir dilim ayırmak istemiyorum fakat bu oyunu yaklaşık 2000 saat oynamış olmamdan dolayı kendime güvenim biraz fazla ve oyun ekonomisini anladığımı düşünüyorum. Anlık kârım ise bu düşüncemi birazcık doğruluyor. Özellikle belirtmem isterim ki, yaklaşık 1 ay önce CS2 yatırımı yapmaya başladım ve bu süre içerisinde 6 Milyar Dolarlık CS2 ekonomisi 3 Milyar Dolara düştü, buna rağmen oldukça yüksek bir miktar kârdayım.

    Her ne kadar bazılarına saçma gelse de, Warren Buffet’ın da dediği gibi yatırımcıların değere odaklanmaları ve iyi bildikleri işletmelere yatırım yapmaları gerekiyor. Bu nedenle kişisel olarak memnun olduğum bir yatırım yeri.

    Sabit Getiri & Emtia
    Sabit Getiri & Emtia

    Artık genel olarak ekonomik piyasaların birazcık fazla değerlendiğini düşündüğümden dolayı, Sabit Getiri ve Emtia’ların portföyümdeki dilimi oldukça büyüdü. Burada Vanguard Total Bond Market Index Fund ETF (BND), küresel yatırım evreni içindeki tüm kurumsal tahvilleri takip eden Vanguard tarafından sunulan bir borsa yatırım fonudur. BND, ABD yatırım sınıfı tahvil piyasasının geniş bir kesimini temsil eder. TBIL ise Birleşik Devletler Hazinesi tarafından ihraç edilen ve vadesi 1 ila 3 ay arasında olan kısa vadeli devlet tahvillerine (T-Bills) yatırım yapan bir fondur. IAU ise basit bir altın fonu.

    Nakit
    Nakit

    Az önce de bahsettiğim gibi ekonomik piyasalara olan güvenimin birazcık azalması nedeniyle nakit varlıklarım da bir hayli arttı.

     

    Portföy Özeti
    Portföy Özeti

     

    Portföy özetim ise böyle gözüküyor. Toplam kârım 5,300USD’lere dayanmış durumda. Portföyümün yaklaşık %30’unu risksiz, nakit ve nakit benzeri ürünler kapsıyor.

    Aylık yatırım ürünlerimi ve oranlarını son kez değiştirdim ve tam olarak istediğim pozisyona aldım. Şu anlık böyle gözüküyor:

    50% VTI

    30% VEU

    7.5% BTC

    5% BND

    5% TBIL

    2.5% IAU

    Bu aylık bu kadar yeterli diye düşünüyorum. Gelecek ay görüşmek üzere.

  • 5.5 Milyar Dolarlık Oyun; Nedir Bu CS2?

    Görünüşte sadece bir oyun. Ama arka planda milyar dolarlık bir ekonomi. Eski adı CS:GO olan ve devasa bir güncelleme ile adeta yeni bir oyuna evrilen CS2, tabii ki yalnızca benim sevdiğim bir oyun olması sebebiyle blogumda yer kaplamıyor. CS2, aynı zamanda kendi içinde 5.5 Milyar Dolarlık bir market hacmine sahip. Peki bu para nereden geliyor?

    Bu yazıda ne bulacaksınız?

    • CS2’de oyun içi ekonominin nasıl doğduğunu ve geliştiğini,

    • Dijital varlıkların neden yatırım aracı olarak görüldüğünü,

    • Çinli yatırımcıların neden bu piyasaya yöneldiğini,

    • Valve’ın pazar düzenleyici (bir nevi “merkez bankası”) rolünü,

    • Operasyonlar ve Armory Pass gibi yatırım fırsatlarını,

    • Riskleri ve yatırımcıların dikkat etmesi gereken noktaları.

    Oyun Ekonomisinin Doğuşu

    14 Ağustos 2013 günü yayınlanan bir güncelleme ile, oyuna silah kaplamaları getiriliyor. Bu kaplamalara para verip kasa açılarak ulaşılabiliyor. Ardından ise isteğe göre oyun içinde kullanılabiliyor veya market üzerinden alım/satımı yapılabiliyor. Haliyle çıkması daha zor olan kaplamaların değeri daha fazla oluyor. Oyuna getirilen kasalar ise belirli/belirsiz bir süre sonra oyundan kaldırılıyor ve bu nedenle kasaların fiyatı da uzun vadede artıyor. (Bir kasa bir kere açılabiliyor ve ardından yok oluyor, zamanla beraber arz yalnızca düşüyor ve bu nedenle nadirlik ve fiyat artıyor.) Peki bütün bunların olabilmesinin en önemli koşulu ne? Tabii ki oyuncu kitlesi. Eğer oyuncu sayısı çok olmazsa, bu piyasaya giriş yapan kişi sayısı az olacağından dolayı hacim de az olur. Eğer oyuncu sayısı fazla olursa, hacim de orantılı olarak artar. Bunların dışında da haftalık olarak ücretsiz kaplamalar ve kasalar dağıtılarak bütün oyuncuların markette yer almasına katkı sağlanıyor.

    İşte burada da yatırım devreye giriyor. Sonuç olarak yatırımın tanımı; parayı kâr elde etme beklentisiyle finansal piyasalara koymaktır. Zamanla birlikte, oyun çok fazla oyuncu kitlesine ulaşmadan önceki eşyalar çok daha fazla değerleniyor ve bu da başta yatırımcılar olmak üzere oyunlarla ilgili çoğu kişinin dikkatini çekiyor.

     

    Yukarıdaki fotoğrafta, bu oyunda çıkan ilk kasanın fiyat geçmişi gösteriliyor. İlk çıktıktaki heyecandan sonra (Halka Arzlar olarak düşünülebilir) 0.05$ seviyesine kadar düşüyor ve ardından bulunduğumuz yıl içerisinde 167$ ile tavan yapıyor. Kıyaslama açısından o zamanlarda 1$ değerinde alınan bu kasa, bugün 3000$ değerinde olacaktı. (Tabii ki bu örnek birçok açıdan sakıncalı ve mantıksal olarak kesinlik sağlamıyor. Örnekte varlık ilk çıktığı zamanın neredeyse en düşük fiyatında alınmış, 10 yılı aşkın bir süre boyunca asla satılmamış ve ardından zirvede satılmıştır.)  Bu gibi daha nice veri ise yatırımcıların gözünü açıyor, özellikle de Çinlilerin.

    Peki neden Çinliler?

    Çinli yatırımcıların Counter-Strike 2’ye (CS2) yönelmesinin arkasında birkaç önemli neden bulunuyor. Öncelikle Çin’de hisse senedi, kripto ya da yurtdışı emlak gibi geleneksel yatırım araçlarına erişim ve yatırım özgürlüğü sınırlı olduğundan, dijital varlıklar alternatif bir yatırım sınıfı olarak görülüyor. CS:GO’dan bu yana nadir kasalar, bıçaklar ve çıkartmaların yıllar içinde ciddi değer kazanması, CS2’de de benzer bir getirinin mümkün olacağı beklentisini güçlendiriyor. Oyunda sahip olunan nadir ve değerli eşyalar, Çin kültüründe statü göstergesi ve prestij unsuru olarak da algılandığından, lüks saat ya da araba gibi sosyal değer taşıyor. Ayrıca CS2 kasalarının ve çıkartmalarının arzının sınırlı, tüketiminin ise sürekli olması yatırımcıların “kıtlık” odaklı düşünce yapısına hitap ediyor. Çin’deki büyük topluluklar, özel platformlar ve ticaret grupları sayesinde bu pazar adeta bir borsa gibi takip ediliyor; yatırımcılar fiyat hareketleriyle al-sat yaparak kâr etmeye çalışıyor. Son olarak, CS2 eşyalarının dolar üzerinden fiyatlanması, Çin yuanındaki değer kaybına karşı bir korunma (hedge) aracı işlevi görüyor. Kısacası CS2, Çinli yatırımcılar için hem prestij hem de küresel ölçekte likidite sunan, kıtlık ve değer artışı potansiyeli yüksek bir yatırım alanı haline gelmiş durumda.

    Valve’ın Rolü

    CS2 ekonomisinde Valve, yalnızca oyunun geliştiricisi değil; aynı zamanda pazarın merkez bankası.

    • İstediği an yeni kasa ekleyebilir veya mevcut bir kasayı kaldırabilir.

    • Bu hamleler doğrudan fiyatları etkiler; tıpkı merkez bankalarının faiz kararıyla piyasaları yönlendirmesi gibi.

    • Steam marketindeki %10-15 komisyon, vergilendirme benzeri bir gelir modeli oluşturur.

    Valve’ın bu müdahaleci rolü, yatırımcıların daima belirsizlik içinde olmasına yol açabilir.

    Platformlar ve Ticaret Mekanizması

    Oyunun resmi platformu Steam olduğundan eşya alım satımı da resmi olarak bu site üzerinden gerçekleşiyor fakat bu pazarda yapılan alım satımlardan %10-%15 arası kesim yapıldığından dolayı bu platform tercih edilmiyor. Burada ise sitenin bir diğer özelliği devreye giriyor: takas modu. Takas sayesinde kullanıcılar kendi aralarında eşya transferi yapabiliyor. Niyet bu olsa da bu özellik, kullanıcıların daha uyguna birbirleri arasına alım satım yapabilecek üçüncü parti sitelere neden oldu. Üçüncü parti sitelerde de fiyatların daha uygun olması nedeniyle yüklü miktarda yapılacak alımlar genellikle bu sitelerden yapılıyor.

    Operasyonlar ve Armory Pass

    Oyunda -benim gibi- çoğu kişinin yatırım yaptığı iki alan operasyonlar ve armory pass. Sırayla ikisinden de bahsetmek gerekirse; operasyonlar rutin olarak eklenmeyen, yalnızca belirli zamanlarda oyuna eklenen büyük güncellemeler. Bu güncellemeler ile oyuna her hafta çeşitli görevler geliyor ve bu görevleri yaparak oyuncular yıldız kazanıyor. Yıldızlar ile de oyun içi marketten kasalar, çıkartmalar gibi daha sonra satılabilecek şeyler alınabiliyor. Operasyonlarda değinmek istediğim nokta kasalar. Her operasyonun kendine özel bir kasası oluyor ve bu kasalar yalnızca operasyon esnasında yıldızlar ile alınabiliyor. Operasyonun doğaları gereği en fazla birkaç ay sürmeleri, sınırlı sayıda yıldız toplanabilmesi gibi nedenlerle operasyon kasalarının arzı oldukça az oluyor. Operasyonların ardından da kasaların açılarak yok edilmesi nedeniyle kalan kasa miktarı zamanla beraber oldukça azalıyor. Yatırımcılar için de kasalar bu nedenle oldukça önemli bir yatırım haline geliyor.

    Yukarıdaki grafikler, geçmişten günümüze her operasyonun fiyat geçmişini gösteriyor. Zamanla beraber arzlarının azalması sayesinde bütün kasaların fiyatları artıyor. (Not: Kasa fiyatlarının en başta yüksek olup ardından hemen düşmesinin ve uzun vadede tekrardan yükselmesinin nedeni, operasyonların yayınlanınca oyuncuların yaşadığı heyecan ve bir an önce kasaları açıp yeni silah kaplamalarını tanıtmak istemeleri.)

    Grafiklerden de gözüktüğü üzere bütün operasyon kasaları zamanla beraber artmış. Kişisel olarak ilk oynadığım operasyon Shattered Web’di ve oynarken hemen kasaların ileride değerleneceğini fark ettiğimden bütün yıldızlarla kasa aldım ve daha sonrasında ise bu kasaları çok daha pahalıya sattım.

    Gelecek operasyonlar içinse yatırım stratejim; CSFloat sitesi üzerinden operasyon kasasının fiyatı düştüğünde almak olacak.

    Armory Pass ise oyuna nispeten yeni eklenmiş bir özellik. Operasyonların süresiz hali gibi ve içindeki eşyalar sürekli değişiyor. Armory Pass, oyuncuların satın almasının ardından görevler yaparak yıldız kazandıkları ve bu yıldızlarla istedikleri ödülleri seçerek alabildiği bir sistemdir. Pass süresince verilen görevleri tamamlayan oyuncular kazandıkları yıldızları kasalara, çıkartmalara, grafitilere, silah kaplamalarına vs. harcayabilir. Böylece ödül seçimi tamamen oyuncuya bırakılmış olur. Armory Pass düzenli oynayanlara sürekli içerik sunarken, bazı ödüller yalnızca bu dönemlerde çıkabildiği için uzun vadede nadir ve değerli hale gelebilir. Örneğin oyunun yapımcısı Valve, geçen günlerde açıkladığı bir güncelleme ile Armory Pass’deki bir kasayı kaldıracağını açıklamıştı. Bunun üzerine kasanın fiyatı %70 arttı. Armory Pass yatırım stratejim ise operasyonlar ile aynı.

    Kişisel CS2 yatırımlarımı bir sonraki aylık portföy durumu yazımda detaylı bir şekilde anlatacağım.

    Kaynaklar:

    1. https://csgocasetracker.com/
    2. https://www.csgodatabase.com/

    Uyarı: Dijital oyun içi varlıklara yapılan yatırımlar oldukça risklidir. Valve politikaları, oyun ekonomisindeki değişiklikler veya hukuki düzenlemeler yatırımların değerini sıfıra indirebilir. Bu yazı yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz, yalnızca eğitim amaçlıdır.

  • Kasım 2023 – Eylül 2025 Portföy Durumu

    Öncelikle merhabalar, portföy durumum hakkında aslen 2023’ün Kasım ayında, Medium üzerinden yazmaya başladım. 2025’in Eylül ayında ise yeni bie site kurarak buradan devam etmeye karar verdim. Bu nedenle bu zaman aralığındaki portföyümün durumu yazılarımın hepsini aşağıya bırakıyorum.

Orhan Bengin Epözdemir | Finans ve Ekonomi Üzerine Notlar

Doğrudan gelen kutunuza teslim edilen seçilmiş içerikler ve en yeni başlıklarla her şey haberdar olun. Bir adım önde olmak ve hiçbir şeyi kaçırmamak için hemen abone olun!

İçeriğe atla ↓