“Bir Borsa Spekülatörünün Anıları” üzerine

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları kitabını da bitirdim. Kitap çok detaylı ve kitabın ana kahramanının neredeyse her spekülasyon hareketini anlatıyor olsa da, bu kitaptan çıkarılması gereken çok önemli yerler var.

Aşağıdaki alıntıların ortak bir omurgası var: spekülasyonun dış dünyadan çok insanın kendi iç dünyasıyla ilgili bir mücadele olduğu gerçeği. Kitap boyunca anlatıcı, kaybetmenin nedeninin çoğu zaman yanlış tahmin değil, yanlış davranış olduğunu tekrar tekrar gösteriyor. Zararda ısrar etmek, kârı erken kesmek, başkasının fikrine sığınmak, “bir şey yapma zorunluluğu” hissetmek ya da umuda tutunmak… Bunların hepsi, piyasayı değil insanın kendisini yenememesinden doğan hatalar. O yüzden borsa ne ahlak dersi verir ne de teselli sunar; sadece sonucu ilan eder. Fiyatlar haklıyı ya da iyi niyetliyi değil, doğru zamanda doğru davrananı ödüllendirir. Bu yüzden yazar, hatalardan utanmayı değil, onları bir “okul ücreti” olarak görmeyi öğrenir. Asıl yıkıcı olan para kaybetmek değil, haksız çıkmaktır; çünkü haksız çıkmak insanın egosunu, özgüvenini ve muhakemesini kemirir. Kitapta spekülasyon, kumardan kesin bir çizgiyle ayrılır: kumar umuda dayanır, spekülasyon ise disipline, gözleme ve sabra. İnsan kendi zaaflarını tanımadan, korku ve umutla yer değiştirmeyi öğrenmeden, ne kadar zeki olursa olsun uzun vadede kaybetmeye mahkûmdur.

Bu alıntıların bir diğer güçlü teması ise genel trendin, tekil hikâyelerden her zaman daha önemli olduğu fikri. Yazar, fiyatların nedenlerini sorgulamak yerine ne yaptıklarına bakmayı seçer; çünkü piyasa her zaman haklıdır ve onunla tartışılmaz. Asıl para, küçük dalgalanmalardan değil büyük hareketlerden kazanılır. Bu da sabır, zamanlama ve çoğu zaman “hiçbir şey yapmamayı” bilmeyi gerektirir. Tüyolar, söylentiler, karizmatik insanlar ya da süslü gerekçeler yatırımcının en büyük düşmanlarıdır; çünkü insanı kendi düşüncesinden uzaklaştırır. Başarılı spekülatör, başkasının aklıyla değil kendi planıyla hareket eder ve ancak fiyatlar onu doğruladığında pozisyonunu büyütür. Yanıldığını fark ettiği anda ise inat etmeden geri çekilir. Bu bakış açısı, Bir Borsa Spekülatörünün Anıları’nı sadece bir borsa kitabı olmaktan çıkarıp insan doğasına dair sert ama dürüst bir metne dönüştürür. Kitabın özü şudur: Borsada kimse tüm oyunu yenemez, ama insan kendini yenmeyi öğrenirse uzun vadede ayakta kalabilir. Kazanç da zaten buradan gelir; fiyatlardan önce insanın kendi iç disiplinini inşa etmesinden.

Kitapta altını çizdiğim bütün sözlere geçmeden, kendimce en önemlilerini paylaşıyorum. Ardından da kitabı okurken önemli bulduğum her alıntıyı bulabilirsiniz:

  • “Hem doğru tahminlerde bulunan hem de sabırla yerinde oturmasını bilen insanlar ender bulunur. Bunu öğrenmesi kolay değildir. Ama borsada para kazanmanın tek yolu bu beceriyi edinmektir.”
  • “Küçük yaşta öğrendiğim bir ders de Wall Street’te her şeyin her zaman aynı oluşudur. Aynıdır, çünkü spekülasyon dünya kadar eski bir şeydir. Borsada bugün olan bir şey daha önce de olmuştur ve mutlaka gelecekte de olacaktır.”
  • “Bir spekülatörün en büyük düşmanı kendi içindedir. Umut ve korku insan doğasının ayrılmaz birer parçasıdır. (…) Başarılı bir borsacı bu iki güçlü duyguyla savaşmalı, doğal dürtü dediğimiz bu iki şeyi tersine çevirebilmelidir. Umut etmek yerine korkmalı, korkmak yerine umut etmelidir.”
  • “Borsada asıl kâr getiren ufak tefek oynamalar değil, genel hareketlerdir.”
  • “Bildiğimiz aptallar vardır, bunlar her şeyi yanlış yerde, yanlış zamanda yaparlar; bir de Wall Street aptalı vardır, her zaman bir şeyler alıp satması gerektiğini düşünür. Hiç kimse, her gün durmadan hisse alıp satacak şansa ya da bilgiye sahip olamaz.”
  • “Eğer Smith’ten gelen bir tüyoyla hisse senedi alıyorsam, o hisse senetlerini yine Smith’in tüyosuyla satmam gerekir. O zaman Smith’e bağımlı olurum. (…) Kimse başkasından duyduğu bir şeye güvenerek zengin olamaz.”
  • “Zarar etmek beni üzmez. Bir gecede unuturum. Ama o haksız çıkmak var ya, insanı yiyip bitiren şey, odur.”
  • “Olayı basite indirgemek gerekirse, fiyatların en az direnç görecekleri yöne doğru hareket ettiklerini söyleyebiliriz. Onlar için hangi yön en kolaysa o yöne doğru seyredeceklerdir.”
  • “Borsada pişmanlıkların temettüsü yoktur.”

Kitabın tamamından en önemli bulduğum yerler:

  • “En yanlış şeyi yaptım. Pamuk zarar ediyordu, ben satmadım. Buğday kâr getiriyordu, tuttum onu sattım.” “Borsada insan çok gaf yapabilir, ama hataların en büyüğü göz göre göre zarar etmektir. Unutmayın, zararın neresinden dönülse kârdır.”
  • Küçük yaşta öğrendiğim bir ders de Wall Street’te her şeyin her zaman aynı oluşudur. Aynıdır, çünkü spekülasyon dünya kadar eski bir şeydir. Borsada bugün olan bir şey daha önce de olmuştur ve mutlaka gelecekte de olacaktır. Bunu aklımdan hiç çıkarmadım.
  • Elbette dalgalanmalar nedensiz olmaz, ama bant, bu işin nedenini, nasılını sormaz. Hiçbir şey anlatmaz. Ben de ondört yaşındayken bu iniş çıkışların nedenini asla sormadım, kırk yaşımda bugün de sormam.
  • Bence borsanın en eğlenceli yanı, insanın kafasını kullanarak haklı çıkmasıdır.
  • Eğer cebimde on dolar varsa ve ben bunun tümünü riske atıyorsam, bankada milyonları olup da bunun bir milyonunu riske atan insandan daha cesurum demektir.
  • Ben hiçbir şeyi körü körüne yapmam. Huyum değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır. Çocukken bile her yaptığım şeyin nedenini bilmek isterdim.
  • Kaybetmeme neden olan şey, ilk planımdan vazgeçmem, yani borsadaki göstergelerin duruma uygunluğunu denetlemeyi bırakmam oluyordu. Her şeyin bir zamanı vardır, ama o dönemde ben bunu bilmiyordum. İşte Wall Street’te kazananlarla kaybedenleri ayıran şey budur. Bildiğimiz aptallar vardır, bunlar her şeyi yanlış yerde, yanlış zamanda yaparlar, bir de Wall Street aptalı vardır, her zaman bir şeyler alıp satması gerektiğini düşünür. Hiç kimse, her gün durmadan hisse alıp satacak şansa ya da bilgiye sahip olamaz. Ben de bunun canlı bir kanıtıyım. Bandı deneyimlerimin ışığında okuduğum zamanlarda para kazanıyor, tamamen duygularımla hareket edince de kaybediyordum. Ben de herkes gibiydim. Tam karşımda fiyat tahtası duruyordu, insanlar banttan gelen fiyatları izliyor, bu arada ellerindeki makbuzların paraya ya da bir kâğıt parçasına dönüşmesine tanık oluyorlardı. Ben de arada sırada bu heyecanlı havaya kapılıyordum.
  • Unutmayın, bense daha çocuktum. O günlerde bugünkü aklım yoktu, oysa onbeş yıl sonra iki hafta boyunca değer kazanacağını hissettiğim bir hissenin otuz puan yükselmesini izleyecek, ancak o zaman hissenin güvenli olduğuna inanarak alım yapacaktım.
  • Ben borsada soğukkanlılığımı asla kaybetmem. Hiçbir zaman banttan gelen bilgilerin yanlış olduğunu iddia etmem. İnsan borsaya kızarak fazla yol alamaz.
  • O zaman da hisse senedi spekülasyonunun birkaç puanlık dalgalanmalar üzerinde oynamaktan ibaret olmadığını öğrenemezdim.
  • İnsanın acı deneyimlerden ders almayı öğrenmesi uzun sürer. Her madalyonun iki yüzü vardır. Oysa menkul değerler borsasının tek bir yüzü vardır, borsanın değer kazanması ya da kaybetmesi değildir önemli olan, önemli olan borsayı doğru değerlendirebilmektir. Nedense bunu anlamam, spekülasyonun daha teknik taraflarını öğrenmemden çok daha uzun sürdü.
  • Bu bana ertesi gün düello yapacak olan bir adamın öyküsünü hatırlatır. Yardımcısı ona, “İyi nişancı mısın?” diye sormuş. Adam da gayet alçakgönüllü bir tavırla yanıtlamış: “Yirmi adımdan bir kadehin ayağını vurabilirim.” Diğeri hiç istifini bozmadan vermiş cevabını: “İyi de o şarap kadehini beynine dolu bir tabanca dayamışken de vurabilir misin?”
  • Bugüne kadar uğradığım zararlar, bana çekilmek zorunda kalmayacağıma emin olana kadar saldırıya geçmemem gerektiğini öğretti.
  • Eğer bu oyunu kazanmaya niyetliyseniz, kendinize ve karar verme yeteneğinize güvenmelisiniz. Bu yüzden ben tüyo denen şeye inanmam. Eğer Smith’ten gelen bir tüyoyla hisse senedi alıyorsam, o hisse senetlerini yine Smith’in tüyosuyla satmam gerekir. O zaman Smith’e bağımlı olurum. Ya satma zamanı geldiğinde Smith tatilde olursa? Olmaz! Kimse başkasından duyduğu bir şeye güvenerek zengin olamaz.
  • Zaten biri çıkıp yöntemimin burada işe yaramayacağını söyleseydi bile ona kulak asmaz, bir de kendim denerdim. Hata yaptığıma ancak para kaybettiğimde inanırım ben. Haklı olduğuma da ancak para kazandığımda emin olurum. İşte spekülasyon budur.
  • Fiyatlar aniden tepetaklak düşecek, sonra da çok sağlam hisseleri çok iyi fiyattan alabilecektik. Borsa çok geçmeden toplarlanacak ve bu arada da doğru hisseyi seçmesini bilenler bol kâr edecekti.
  • Satmam gerektiğini düşünüyorsam satarım. Hisse senetlerinin değerinin yükseleceğini düşünüyorsam satın alırım. Beni kurtaran da bu genel spekülasyon ilkesine uymam oldu. Belli limitler içinde alım yapmak zorunda olsaydım, eski bucket-shop yöntemimin broker ofisine uyarlanmış kötü bir kopyası olurdu her şey. Borsa spekülasyonu nedir hiç öğrenemez, kısa deneyimime göre içime ne doğuyorsa onu yapardım.
  • Yine de beni en çok rahatsız eden şey bu yaşamdan vazgeçmek değil, borsayla ilgili tahminlerimde sürekli haksız çıkmaktı.
  • “Müşterisini zengin eden zengin olur,” deyişi eski ve çok doğru bir atasözüdür ama bu adamlar bunu hiç duymamışa benziyor, yalandan dolandan vazgeçmiyordu.
  • Ama artık bunun nedenini biliyordum. Çünkü hep zamansız alım satımlar yapıyordum, araştırma ve deneyime dayalı olan sistemim işe yaramadığı anlarda gidip gözü kapalı kumar oynuyordum. Kendimden emin değildim, işi şansa bırakıyordum.
  • Hisse senedinin davranışı olarak adlandırdığım bir şey vardır, o da bir hissenin geçmişte gösterdiği davranışı sürdürüp sürdürmemesi ile ilgilidir. Eğer bir hisse senedi tutarsız davranıyorsa en iyisi ondan uzak durmaktır, çünkü nerede neyin yanlış olduğunu bilmediğiniz için hissenin ileride hangi değere ulaşacağını da bilemezsiniz. Hissenin hastalığını teşhis edemezseniz, tedavi de mümkün olmaz.
  • Ama şimdi anlıyorum ki asıl hata borsa spekülasyonu ile kumarı birbirine karıştırmış olmamdı.
  • Yükselme beklentisi olan borsada acemi çaylaklar borsanın kurallarını bilmedikleri için işi şansa bırakarak körü körüne alım yaparlar.
  • “Tamam, ben de borsanın yükseleceğini sizin kadar biliyorum. Ama şimdi o elinizdeki hisseleri satıp sonra değerleri düşünce geri almanın tam zamanı. Bundan siz kârlı çıkacaksınız.” “Evladım,” dedi Partridge, canının ne kadar sıkkın olduğu belliydi -“evladım, eğer o hisseyi şimdi satarsam, daha fazla kâr etme fırsatını kaybederim.” Elmer Harwood başını sallayarak bana doğru yöneldi. Benden anlayış beklediği belliydi. “Ne diyebilirim ki?” diye fısıldadı kulağıma. “Ne denir şimdi buna?” Ben susmayı tercih ettim. O devam ediyordu: “Ona Climax Motors’la ilgili bir tüyo verdim. Gitti beşyüz hisse aldı. Yedi puan kâr etti, sonra ben ona hisseleri satıp artık çoktan zamanı gelen düşüşten kurtulmasını söylediğimde bana ne diyor? Eğer şimdi satarsa kâr edemezmiş. Bu söze ne denir?” “Özür dilerim Bay Harwood, ben kâr edemem demedim. Daha fazla kâr etme fırsatını kaybederim dedim,” diye araya girdi bizim Hindi. “Siz de benim yaşıma gelince, benim geçtiğim yollardan, atlattığım paniklerden, iniş çıkışlardan geçince anlayacaksınız. Daha fazla kâr etme fırsatını kaçırmayın, buna kimsenin gücü yetmez, John D. Rockefeller’in bile. Umarım hisse fiyatı düşer ve siz de sattıklarınızı daha iyi bir fiyattan geri alırsınız, ama ben yılların deneyimi ile hareket etmek zorundayım. Bu deneyim bana çok şeye maloldu ve artık bir kez daha her şeye sıfırdan başlamak istemiyorum. Ama inanın size çok müteşekkirim. Borsa yükseliyor biliyorsunuz.” Sonra da arkasını dönüp gitti, Elmer şaşkınlık dolu gözlerle arkasından bakakalmıştı. Bay Partirdge’in söylediklerini o zaman pek anlayamamıştım, ama borsa hakkındaki tahminlerim doğru çıksa bile, yeterince para kazanamayınca sözlerini bir kez daha düşündüm. Düşündükçe o yaşlı adamın ne kadar zeki olduğunu daha iyi anladım. O da gençken aynı hataları işlemişti ve kendini çok iyi tanıyordu. Kendisine zararlı olduğunu bildiği zaaflarına kolay kolay teslim olmuyor ve böylece pahalı pişmanlıklardan uzak duruyordu. Bay Partridge’in “Borsa yükselecek biliyorsunuz,” demekle neyi kastettiğini anlamak benim için çok önemli ve öğretici bir adım oldu. Söylemek istediği şey, asıl kârın ufak tefek dalgalanmalardan değil, borsadaki temel hareketlerden geldiği, yani banttan gelen fiyatlara değil, borsadaki genel koşullara ve eğilime bakmak gerektiğiydi.
  • Hem doğru tahminlerde bulunan hem de sabırla yerinde oturmasını bilen insanlar ender bulunur. Bunu öğrenmesi kolay değildir. Ama borsada para kazanmanın tek yolu bu beceriyi edinmektir.
  • Borsa yükseliyorsa önce hisse senetleri alınır, bir süre sonra da düşme beklentisi oluşunca hisseler satılır. Bunu yapabilmek için genel koşullara dikkat etmek ve tek tek hisselerle ilgili özel faktörlere ya da tüyolara kulak asmamak gerekir. Borsada genel bir düşüş yaşanacağını hissettiğiniz anda elinizdeki bütün hisseleri satın, sonra da koşulların tersine dönmesini bekleyin. Bunu yapabilmek için zeki ve öngörüşlü olmanız gerekir, yoksa bu söylediğim, “ucuza alıp pahalıya sat” gibi basit bir öğüt olarak algılanabilir.
  • Kendi kararlarına güvenemeyen biri borsada başarılı olamaz. Benim bunca yılda borsada öğrendiğim tek bir şey var: genel koşulları incelemek, belli hisse senetlerini almak ve ondan sonra da bunları kolay kolay elden çıkartmamak. Artık tek bir sabırsızlık belirtisi bile göstermeden beklemeyi öğrendim. Bir hissenin değerinin düştüğünü görünce hiç telaşlanmıyorum, çünkü bunun geçici olduğunu biliyorum. Bir keresinde yüzbin hisse kısa duruma geçmiştim. Borsanın pek yakında yeniden yükselmeye başlayacağını biliyordum. Bu yükselişin kâğıt üzerinde bana bir milyon dolar kâr getireceğinin de farkındaydım. Yine de hiç istifimi bozmadan bekledim ve kâğıt üzerindeki kârımın yarısının silinip gittiğine tanık oldum. Bu arada kısa pozisyondan çıkıp açıklarımı kapatmak aklıma bile gelmedi. Bunu yaparsam pozisyonumu kaybedeceğimi ve bunun da gelecekteki kârlarımı engelleyeceğini biliyordum. Borsada asıl kâr getiren ufak tefek oynamalar değil, genel hareketlerdir.
  • Bu hikâyelerden bazılarını arkadaşlarıma anlattım, onlar da bana bu duyguların sezgi olmadığını, bunların sürekli aktif olan bilinçaltımın, yani yaratıcı aklın bir dışavurumu olduğunu söylediler. Sanatçılara farkında olmadan bazı şeyleri yaptıran akıl bu bilinçaltıdır işte. Belki de bende bu bir birikimdi, ayrı ayrı önemli olmayan, ama bir araya geldiğinde beni etkileyen faktörlerin bir bileşimiydi.
  • Zaten borsa yüksekse halk hiçbir zaman felaket haberlerine göre karar vermez. Eğer borsada düşme eğilimi varsa durum değişir, o zaman felaketler düşüşü hızlandırır.
  • Yalnızca tüyolara boş verip kendi düşüncemde diretmeyi öğrenmedim, aynı zamanda kendime güvenim arttı ve eski alım satım yöntemimin son kırıntılarını da üzerimden atmış oldum. Saratoga deneyimi, keyfi, deneme yanılma yoluyla süren son olay oldu. O günden sonra tek tek hisse senetlerine değil, borsanın genel ortamına bakmaya başladım. Böylece borsacılık okulunda sınıf atlamış oldum. Ama bu benim için uzun ve zor bir aşama oldu.
  • Eğer borsada genel bir düşüş varsa, bütün hisselerin fiyatları düşer, genel bir yükseliş varsa yükselir. Ancak diyelim ki bir savaş yaşanıyorsa ve borsa bu yüzden düşmüşse; bu silah hisselerinin de düşeceği anlamına gelmez. Ben genel durumlardan söz ediyorum. Ancak ortalama bir yatırımcı borsadaki genel düşüş ya da yükselişlerle ilgilenmez. Bu yatırımcı hangi hisse senedini satması ya da alması gerektiğini bilmek ister. Hazıra konmaktır niyeti. Yan gelip yatmak ister. Kafasını fazla yormak istemez. Yerde bulduğu parayı saymak bile zor gelir ona.
  • Önemli olan fiyatları en düşük anında yakalayabilmek değil, doğru anda alış ya da satış yapabilmektir. Borsanın düşeceğini düşünüyorsam ve satış yapmaya başladıysam, yaptığım her satış bir öncekinden daha düşük fiyata gerçekleşmelidir. Eğer satın alacaksam bunun tersi geçerlidir. Fiyatlar sürekli artıyor olmalıdır. Fiyatlar artarken satın almak, düşerken de satmak benim yöntemimdir. Diyelim ki ben hisse senedi alacağım ve 110’dan ikibin adet hisse aldım. Eğer ben satın aldıktan sonra hisse sendinin fiyatı 111’e çıkarsa demek ki, en azından o an için, yaptığım işlemde haklıyım, çünkü hisse fiyatı bir puan arttığına göre kâr etmiş sayılırım ve kâr ettiğim için gidip ikibin hisse daha alırım. Eğer borsa hâlâ yükseliyorsa, tekrar ikibin hisselik bir alım yaparım. Diyelim ki fiyat 114’e çıktı. O an için bunu yeterli olduğunu düşünüyorum. Şimdi elimde bir hisse senedi bazı oluştu. Ortalama 111 3/4’ten altıbin hisse senedi satın aldım ve şu anda hisse fiyatı 114. O an için daha fazla hisse almak istemiyorum. Oturup bekliyorum. Hisse fiyatı elbet bir noktadan sonra düşecek diye düşünüyorum. Bu düşüşten sonra borsa fiyatı nasıl toparlayacak diye merak ediyorum. Büyük bir olasılıkla, bu düşüş benim yaptığım üçüncü alımdan sonra gerçekleşecek. Diyelim ki fiyat 114’ten 112 1/4’e düşecek, sonra tekrar artacak. Fiyat tekrar 113 3/4’e çıktığı anda borsadan dörtbin hisse alma emri veriyorum. Eğer o dörtbin hisseyi 113 3/4’e alabiliyorsam, yanlış giden bir şeyler olduğunu anlıyorum ve bir deneme satışı yapmaya karar veriyorum, yani bin hisse senedini satışa çıkarıyor, borsanın buna nasıl tepki verdiğini izliyorum. Ancak diyelim ki fiyat 113 3/4 iken verdiğim dörtbin hisselik alış emrinden sonra ikibin hisseyi 114’e, beşyüz hisseyi 114 1/2’ye, geri kalanını da daha yüksek fiyatlara alabiliyor, son beşyüz hisse için de 115 1/2 ödüyorum. Artık kesinlikle haklı olduğumu anlıyorum. Hisse senedini alış koşullarım bana o anda o hisseyi almakta haklı olup olmadığımı gösteriyor -elbette bu arada borsanın genel durumunu iyice değerlendirdiğimi ve borsanın artma eğilimi içinde olduğunu varsayıyorum. Ben hiçbir hisseyi fazlasıyla ucuza ya da fazlasıyla kolay satın almak istemem.
  • Başkan, “Dostum,” diye açıklamaya başlamış, “Senin bana doğruyu söylediğinden bir an bile kuşkulanmadım. Ama bu haberi H. O. Havemeyer sana kendisi bile söylemiş olsaydı, aynı şeyi yapardım. Gerçekten de H. O. Havemeyer ve arkadaşlarının o hisseleri senin söylediğin gibi alıp almadıklarını anlamanın tek bir yolu vardır, o da benim yaptığımı yapmaktır. İlk onbin hisse gayet kolay satıldı. Ama durum hakkında fazlaca bilgi vermiyordu bu. İkinci onbin hisse anında gitti, hem de borsa yükselmeye devam ediyordu. Demek ki birileri satılan her hisseyi hemen almaya hazırdı. Bu alıcıların kim olduğu şu anda pek de önemli değil. Ben artık kısa pozisyondan çıktım, elimde onbin hisse var ve bana verdiğin bilginin doğru olduğuna inanıyorum.”
  • Eğer uzun vadeli ve yüksek miktarda alımlar yapıyorsanız bunu aklınızdan hiç çıkarmayın. Bir yatırımcı önce genel koşulları inceler, sonra kendine bir plan yapar ve sonra harekete geçer. Diyelim ki planı gerçekleşir ve büyük kâr elde eder, ama kâğıt üzerinde. Bu yatırımcı hisselerini canı isteyince satamaz. Borsanın ellibin hisseyi alması yüz hisseyi almasından çok daha zor olacaktır. Bu yatırımcı kendisi için bir piyasa oluşana kadar beklemek zorundadır. Derken hisseleri için bir alıcı kitlesi oluştuğunu farkeder. O kitleye hemen ulaşmalıdır. Zaten belli bir süredir beklemektedir. Hisseleri o isteyince değil, satabildiği zaman satmak zorundadır.
  • Ancak ilk işlemden sonra kâr etmemişseniz, asla ikinci bir işleme girmeyin. Beklemeyi tercih edin. İşte bu noktada fiyatları çok iyi izleyin, bir sonraki işlemi ne zaman başlatacağınızı böyle anlayacaksınız. Her şey doğru zamanlamaya bağlıdır. Bunun önemini anlamam uzun yıllar sürdü. Ayrıca bana yüzbinlerce dolara maloldu.
  • 1906 yazında Saratoga’da yaşadığım Union Pacific olayı beni tüyolardan ve boş laflardan iyice soğuttu, yani ne kadar iyi niyetli ve deneyimli olurlarsa olsunlar, başkalarının fikirlerine ve tahminlerine kulak asmamayı öğretti.
  • Borsa en beklemediğiniz anda, üstelik de sizin mantığınıza ters bir biçimde hareket etti diye ona kızmak, zatürre oldunuz diye akciğerlerinize kızmaya benzer.
  • Doğal olarak, en iyisi yükselen bir borsada hisse senedi satın almak, borsa düşerken de satmaktır. İnsana fazlasıyla basit geliyor, değil mi? Ama bu ilkeyi anlamak yetmez, uygularken birçok olasılığı göz önünde bulundurmak gerekir. Bu temel ilkeye göre alım satım yapmayı öğrenmek benim uzun süremi aldı.
  • Eğer insan hiç hata yapmazsa bir ay içinde dünyayı ele geçirebilir. Ama yaptığı hatalardan ders almazsa dünyada dikili bir ağacı bile olmaz.
  • Eskiden bulduğum bir teoriye göre bir hisse 100, 200 ya da 300 sınırını ilk kez aştığında fiyat yuvarlak rakamda durmaz ve daha da yukarı çıkar, bu yüzden hisseyi sınırı geçer geçmez alırsanız mutlaka kâr edersiniz. Temkinli davranan yatırımcılar bir hisseyi fiyat rekoru kırdıktan sonra satın almazlar. Ama ben geçmişte bu teorimi uygulayarak çok kâr ettim.
  • Para ancak çalışarak kazanılır. Çok para kazanmak içinse doğru zamanda haklı çıkmak gerekir.
  • Ama en büyük kazancım parayla satın alınamayacak bir şeydi: Haklı çıkmıştım, ileriye bakmasını bilmiş, ayrıntılı bir plana göre hareket etmiştim. Büyük paralar kazanmak için ne yapmam gerektiğini öğrenmiştim, artık kumarbazlar safhında değildim. Sonunda borsada kafamı kullanarak oynamayı öğrenmiştim. Bu, benim için unutulmayacak bir gün oldu.
  • Size ilginç bir şey söyleyeyim: Bir borsacı hata yaptığını bile bile hata yapabilir. Bu hataları yaptıktan sonra, kendi kendine niye yaptığını soracaktır. Sakin kafayla bir süre düşündükten sonra, bu hataları nasıl, ne zaman, işlemin hangi anında işlediğini anlayabilir, ama neden işlediğini asla anlamayacaktır. Kendi kendine kızacak ve ondan sonra da bir daha bu konu üzerinde düşünmeyecektir.
  • Zarar etmek beni üzmez. Bir gecede unuturum. Ama o haksız çıkmak var ya, insanı yiyip bitiren şey, odur.
  • Genç ve normal bir insan, yoksul olduğu günleri çabuk unutur. Ama zengin olduğu günleri unutması biraz daha uzun sürebilir. Bunun nedeni paranın yeni gereksinimler ortaya çıkarması ve eski gereksinimleri de artırmasıdır.
  • Ucuz bir araba alırken düşünüp taşınır da servetinin yarısını borsaya yatırırken bir an bile duraklamaz.
  • Borsayı izlerken, borsa deyince banttan gelen fiyatları kastediyorum, tek bir amacınız olmalıdır: fiyat eğilimini saptamak. Fiyatlar bildiğiniz gibi karşılaştıkları direnişe göre aşağı ya da yukarı doğru hareket ederler. Olayı basite indirgemek gerekirse, fiyatların en az direnç görecekleri yöne doğru hareket ettiklerini söyleyebiliriz. Onlar için hangi yön en kolaysa o yöne doğru seyredeceklerdir, yani artışın önünde az direnç varsa yükselecek, düşüşün önünde az direnç varsa ineceklerdir.
  • Açık görüşlü olan ve biraz ilerisini görebilen bir kişi bu eğilimi rahatlıkla görebilir, ancak insan her şeyi kafasındaki önyargılara göre algılıyorsa, bu biraz zor olabilir.
  • Spekülatör yatırımcı değildir. Amacı yatırdığı paraya yüksek faizle gelir sağlamak değil, spekülasyona girdiği hisselerin fiyatlarındaki düşüş ya da artışlardan kâr etmektir.
  • Uygulamada da alım satımlarınızı benim bahsettiğim yöntemle yaparsanız, göreceksiniz ki borsa kapanışından açılışına kadar geçen süre içinde yayılan önemli haberler mutlaka size fiyatın hangi yöne seyredeceği konusunda bir bilgi verecektir.
  • Borsanın durgun olduğu, fiyatların ancak dar sınırlar içinde oynadığı dönemlerde bir sonraki büyük hareketin ne yönde olacağını tahmin etmenin bir anlamı yoktur. Yapılması gereken şey borsayı izlemek, fiyatların alt ve üst sınırlarını belirlemek ve ondan sonra da fiyatlar bu sınırları aşana kadar alım ya da satış yapmamaya karar vermektir. Spekülatörün işi borsadan para kazanmaktır, fiyatlarla inatlaşarak mutlaka kendi düşündüğü yönde seyretmelerini sağlamak değil. Asla fiyatlarla kavga etmeyin ya da fiyatların niye şu ya da bu düzeyde olduğunu sorgulamaya çalışmayın. Borsada pişmanlıkların temettüsü yoktur.
  • Belli sınırlar içinde dalgalanırken buğdayın neden böyle davrandığını açıklayamazdım. Fiyatın sınırları aşarken 1,20 doların üzerine mi çıkacağını, 1,10 doların altına mı ineceğini de önceden kestiremezdim. Gerçi içten içe fiyatın yükseleceğini düşünüyordum, çünkü dünyada fiyatları düşürecek kadar bol bir buğday hasadı yaşanmamıştı. Daha sonra anlaşıldığına göre Avrupa bizden sessiz sedasız buğday almaktaymış, birçok borsacı da 1,19 dolar civarında kısa pozisyona girmiş. Avrupa’dan yapılan alımlar ve diğer bazı nedenler yüzünden yüksek miktarda buğday piyasadan çekilmiş ve sonunda beklenen büyük hareket başlamış. Böylece fiyat 1,20 dolar sınırını aştı. Benim beklediğim işaret buydu. Fiyat 1,20 doları aşınca anladım ki, nihayet sınırın ötesine doğru yükseliş başlıyordu. Diğer bir deyişle, fiyat 1,20 doları aşınca direncin en az olduğu yön de belirlenmiş oluyordu. Böylece borsanın seyri de değişiyordu.
  • İlginçtir, birçok deneyimli borsacı kendilerine hisse senedi alırken yüksek fiyattan almaya, satarken düşük fiyattan satmaya çekinmediğimi, gerekirse hiç satmadığımı söyleyince şaşırır. Herkes fiyatların seyrine göre alım ya da satış yapsa, son direnç sınırı kırılana kadar beklese, borsada kaybeden olmazdı. İyi bir borsacı elindeki bütün kozları aynı anda oynamaz. Yavaş yavaş alır, yavaş yavaş satar. Önce alacağının beşte birini alır. Eğer kâr etmemişse almaya devam etmemelidir, bu onun yanlış adım attığını gösterir, en azından o an için yanılıyordur.
  • ‘Yarış bitene kadar galibi kimse bilemez!’
  • Ben bazen spekülasyon işinin doğaya aykırı bir iş olduğunu düşünürüm, çünkü borsada spekülasyon yaparken insan kendi doğasına karşı mücadele vermelidir. İnsanların zaafları borsada onları yer bitirir. Bu zaaflar onları insan yapan, başkaları tarafından sevilmelerini sağlayan ve menkul değerlere ya da hammadde piyasaları dışında hiç de tehlikeli olmayan zaaflardır. Bir spekülatörün en büyük düşmanı kendi içindedir. Umut ve korku insan doğasının ayrılmaz birer parçasıdır. Borsa size karşı işlemeye başladığında, hep her günün son gün olduğunu umar ve bu umudunuz yüzünden biraz daha zarar edersiniz. Oysa nice ulus umut sayesine ayakta kalabilmiş, devlet adamlarına elde ettikleri başarıları hep umut getirmiştir. Borsa sizin lehinize işlemeye başlayınca da korkmaya başlar, ya yarın zarar edersem diye düşünürsünüz ve zamanından önce satarsınız elinizdeki hisseleri. Korku, elde edebileceğiniz kazancı sınırlar. Başarılı bir borsacı bu iki güçlü duyguyla savaşmalı, doğal dürtü dediğimiz bu iki şeyi tersine çevirebilmelidir. Umut etmek yerine korkmalı, korkmak yerine umut etmelidir. Zararının daha da büyümesinden korkmalı, kârlarının daha da artmasını ummalıdır. Ortalama insan ise bunun tam tersini yapar ve bu yaklaşımla borsada oynamak tehlikeli bir kumara benzer.
  • İnsan belli bir zamanda bir hisseyi ya da bir hisseler grubunu altedebilir, ama bütün borsayı asla! İnsan pamuk ya da· zahire alarak kâr edebilir, ama kimse pamuk ya da zahire borsasını altedemez. At yarışları gibi. İnsan bir at yarışını kazanabilir, ama bütün at yarışlarını asla! Bu söylediklerimi size nasıl daha iyi anlatabilirim, bilmiyorum. Aksini söyleyenlere inanmayın. Ben söylediklerimin doğru olduğunu ve tersini kimsenin kanıtlayamayacağını çok iyi biliyorum.
  • İnsan bir işte yıllarını geçirince kendisine göre bazı âdetler ediniyor, oysa acemiler için durum tümüyle farklı. Profesyonellerle amatörler arasındaki fark da bu işte. Borsada kâr mı zarar mı edeceğinizi belirleyen şey, olaylara bakış açınızdır. Halk, kendi çabalarını yüzeysel bir bakış açısıyla değerlendirir. İnsanın egosu ilk fırsatta araya girer, derinlemesine ve kapsamlı düşünmeyi engeller. Profesyoneller ise parayı düşünmeden doğru şeyi yapmakla ilgilidirler, çünkü doğru hareket ettikleri anda paranın kendiliğinden geleceğini bilirler. Bir borsacı, oyunu profesyonel bir bilardocu gibi oynar, yani dikkatini ilk vuruşa yönlendirecek yerde, uzun vadeli düşünür. Bu oyun tarzı bir alışkanlık halini alır.
  • Palm Beach’te herkes Thomas’ın mart pamuğunda girdiği pozisyonun çökmesinden bahsediyordu. Biliyorsunuz söylentiler ağızdan ağıza dolaştıkça yayılır, abartılır, bilgiler çarpıtılır, haberler değiştirilir. Benim hakkımda çıkan bir söylenti, yirmidört saat içinde söylentiyi ilk çıkaran kişiye geri geldiğinde, öyle şişirilmiş, öyle ayrıntılar eklenmiş ki o kişi bile bunun aynı söylenti olduğunu anlamakta güçlük çekmiş.
  • Ben para kazanmaya o kadar alışığım ki hata yaptığımda aklıma gelen ilk şey para kaybetmem olmaz. Ben her zaman oyunun kendisiyle, nedenlerle ilgilenmişimdir. Öncelikle, kendi sınırlamalarını ve alışkanlıklarını sorgulayan bir insanım. İkinci olarak da aynı hataya ikinci kez düşmek istemem. İnsan ancak ders alarak kâra çevirebildiği hataları affettirebilir.
  • İnsanı inandıklarından vazgeçirmek kolay değildir ama bir belirsizlik ve kararsızlık duygusuna sürüklemek kolaydır. Bu da daha kötü bir şeydir, çünkü o zaman insan borsada kendine güvenerek, huzur içinde oynayamaz.
  • Bu, meslek hayatımın en aptalca adımı oldu. Kendi gözlemlerim ve çıkarımlarım doğrultusunda başarılı ya da başarısız olacak yerde, bir başkasının fikirlerine göre hareket etmeye başladım. Başıma gelecekleri fazlasıyla hak etmiştim. Borsanın yükseleceğine gerçekten inanmıyordum ama yine de hisse aldım, üstelik hisseleri deneyimlerimin bana öğrettiği yönteme göre de almadım. Doğru oynamıyordum. Thomas’ı dinleyerek ölüm fermanımı imzalamıştım.
  • Borsada insan çok gaf yapabilir, ancak hataların en büyüğü göz göre göre zarar etmektir.
  • Bana milyonlara malolan bir diğer ders de, karizmatik bir insanın inandırıcı konuşmalarla herkesi etkileyebileceğini ve bunun da bir borsacının en büyük düşmanlarından biri olduğunu görmekti. Ne yazık ki aynı dersi yalnızca bir milyon dolar kaybederek de alabilirdim. Ama ne yaparsınız ki bazen derslerin bedelini kader belirliyor. Kader insana dersini verip ondan sonra da faturayı çıkarıyor, siz de miktarı ne olursa olsun ödemek zorunda kalıyorsunuz.
  • Hayatlarını borsadan kazanmaya kararlı olanların çoğu, yavaş yavaş ellerindekini avuçlarındakini de tüketirler.
  • Wall Street’te bir araba, bir bilezik, motorlu bir tekne ya da bir tablo almak için borsada oynayıp da kaybetmeyen tek bir insan bile bulamazsınız.
  • İnsan ani bir ihtiyaç için borsadan para kazanmaya çalışırsa ne yapar? Kendini umuda kaptırır. Kumar oynar. Bu yüzden zekâsını kullanarak spekülasyon yaparken atılmayacağı risklere atar kendini ve soğukkanlılıkla borsanın genel koşullarını incelemesi gerektiğini unutur.
  • İnsan borsada para kazanmak istiyorsa, kendisini çok iyi tanımalı. Benim ne kadar aptal olabileceğimi anlamam benim için çok önemli bir adım oldu. Bazen bedeli ne olursa olsun, insanın gelecekte daha akıllıca hareket etmesini sağlayacak her ders yararlıdır, diye düşünüyorum. Birçok insan gözleri kendi başarılarıyla kör olduğu için büyük hatalar işleyebiliyor. Kendini başarının büyüsüne kaptırmak herkes için her yerde, özellikle de Wall Street’te çok pahalı bir hastalıktır.
  • Birileri bana, aynı zamanda Williamson’un çok yakın dostu olan, National City Bank’in eski müdürü James Stillman’ın kendisine herhangi bir teklif getiren herkesi hiç konuşmadan, ifadesiz bir yüzle dinlediğini anlatmıştı. Karşısındaki kişi sözlerini bitirdikten sonra, Stillman sanki sözleri bitmemiş gibi ona bakmaya devam edermiş. Böylece karşısındaki, biraz daha konuşması gerektiğini hissederek bir şeyler daha söylermiş. Sadece karşısındakini dinleyerek ve ona bakarak Stillman düşündüğünden de fazlasını alabiliyormuş. Bu şekilde bankası için çok avantajlı anlaşmalar yapmış.
  • Aklı başında bir insan, kendisine iyilik yapanlara müteşekkirdir, ama bu duygunun kendisine ayak bağı olmasına izin vermez.
  • Zarar etmek beni üzmedi. Ben ne zaman borsada para kaybetsem karşılığında bir ders aldığımı düşünürüm. Zarar ettiysem karşılığında deneyim kazanmışımdır, yani kaybettiğim parayı aslında okul ücreti gibi kullanmışımdır. İnsan sürekli deneyim kazanır ve bunun karşılığını ödemek zorundadır.
  • Bir borsacının sınırsız zaafı olduğunu öğrenmiştim. Benim Dan Williamson’a karşı tutumum, bir beyefendiye yakışan bir davranıştı, ama kendi kararlarının tersine hareket etmek, gerçek bir borsacıya hiç yakışmıyordu. Borsada zorunlu nezakete yer yoktur, çünkü fiyatlar soylu davranışları değil, isabetli kararları ödüllendirir. Yine de ben farklı davranamayacağımı biliyordum. Sadece borsaya gireceğim diye karşımdakini ezip geçemezdim. Ama iş iştir ve benim de spekülatör olarak işim her zaman kendi kararlarıma bağlıdır.
  • Bir borsacı borsanın genel koşullarını incelemenin, hisselerin geçmişteki performanslarını akılda tutmanın, halkın psikolojisini ve brokerlerinin sınırlamalarını gözetmenin yanı sıra kendini çok iyi tanımalı ve kendi zaaflarına karşı koymasını bilmeli.
  • Derken birden bire, ben her geçen gün servete biraz daha yaklaşırken Lusitania olayı yaşandı ve fiyatlar düştü. Arada sırada böyle olaylar insanı kendine getirmek için iyidir. Kimse borsanın tam olarak ne getireceğini bilemez, her zaman bir kaza payı bırakmak gerekir. Bazıları Lusitania’nın torpillenmesi olayının profesyonel borsacıları fazla sarsmadığını, haberi zaten Wall Street’e yayılmadan çok önce duyduklarını söylerler.
  • bazen para kazanmamak insanın elinde değildir, yağmurda şemsiyesiz çıkıp kuru kalmanın mümkün olmadığı gibi.
  • Borsada genel bir yükseliş yaşanırken bütün fiyatlar sürekli tırmanır. O nedenle bir hisse senedi genel trendin tersine giderse, bunun o hisse senedine özgü bir olumsuzluktan kaynaklandığı düşünülür. Deneyimli bir borsacı bir şeylerin ters gittiğini hemen anlar. Fiyatların gidişine göre çıkarımlar yapar ve borsa alarm zilleri çalmadan önce uyarıyı alıp elindeki hisseleri satar.
  • Unutulmaması gereken bir diğer şey ise şudur: Asla hisseyi fiyatı en yüksek düzeydeyken satmaya çalışmayın. Bu akıllıca bir hareket değildir. Hissenin birkaç puan gerilemesini bekledikten sonra satın.
  • Daha önce de söylediğim gibi, borsa düşmeye başladığında halkın morali de tümüyle bozulursa, bir an önce hisseleri alıp açıklan kapatmak en iyi stratejidir.
  • Borçlarımın hepsini ödedikten sonra paramın yüklüce bir kısmını bana düzenli gelir sağlayacak hisselere yatırdım. Bir daha asla parasız kalmamaya, hiçbir güvencem ve sermayem olmadan yaşamamaya kararlıydım. Elbette evlendikten sonra karım için bir fon oluşturdum. Oğlumuz doğduktan sonra aynı şeyi onun için de yaptım. Bunu yapmamın nedeni paramı borsaya kaptırma korkusu değil, insanın elindeki avcundaki bütün parayı gözünü hiç kırpmadan harcayabileceğini bilmemdi. Bu fonları oluşturarak eşimi ve çocuğumu kendimden korumuş oldum.
  • Yaşam, beşikten mezara bir kumardır ve altıncı hissim olmadığı için başıma gelen şeyleri kabullenmem gerektiğini bilirim. Yine de borsa yaşamım sırasında isabetli kararlar alıp dikkatli adımlar atmama karşın, dürüst davranmayan bazı rakiplerimin yaptığı haksızlıklar yüzünden zarar ettiğim oldu.
  • Ben sadece ve sadece gerçeklere bakarım ve hareketlerimi ona göre planlarım. Berbard M. Baruch da zenginliğin reçetesini böyle vermiştir.
  • Daha önce bin kez söylediğim gibi, hiçbir manipülasyon, hisse fiyatlarını düşürüp düşük kalmalarını sağlayamaz. Bunu anlamak hiç de zor değildir. Yarım dakika bu konu üzerinde düşünmeye zahmet eden herkes nedeni kavrayabilir. Diyelim ki bir borsacı bir hisse senedinin fiyatını gerçek değerinin altına düşürdü, bundan sonra ne olacaktır? Öncelikle bu kişi hisseyi satın almak isteyenlerin ekmeğine yağ sürecektir. Hisse senedinin değerini bilenler, mutlaka düşük fiyattan satılıyorken o hisseyi almak isteyecektir. Eğer hisseyi alan çıkmıyorsa, demek ki borsanın genel koşulları olumsuzdur ve borsada genel bir düşüş beklentisi vardır. Fiyatın özellikle düşük tutulması borsada hoş görülmeyen bir tutumdur, buna neredeyse bir suç gözüyle bakılır. Ama bir hisse senedini gerçek değerinin çok altında bir fiyattan satmak tehlikeli bir iştir. Eğer fiyatı özellikle düşük tutulan, yani haksız bir biçimde kısa pozisyona girilen bir hissenin fiyatı yükselmiyorsa, alıcı bulamıyor demektir; alıcı çıktığında fiyat hemen yükselir. Şu kadarını söyleyeyim, fiyatların haksız yollardan düşük tutulduğu öne sürülen olayların yüzde doksandokuzunda düşüş doğal yollardan gerçekleşmiştir.
  • İnsanlar tüyolara aptal oldukları için değil, kendilerini umuda kaptırdıkları için inanırlar. Baron Rothschild’ın borsada kâr etmesine yardımcı olan bir sırrı varmış. Birileri ona borsada para kazanmarnın zor olup olmadığını sormuş, o da çok kolay olduğunu söylemiş. Soruyu soran kişi, “Size kolay geliyor, çünkü zaten çok zenginsiniz,” demiş. “Hiç de değil. Ben işin kolayını buldum ve ondan şaşmıyorum. Bu yolla para kazanmamak imkânsız. İsterseniz size sırrımı söyleyeyim. Sırrım şu: Ben asla fiyat en düşük düzeydeyken hisse almam ve her zaman erken satarım.”
  • Onu hisseleri satmaya iten şeyin ne olduğunu da açıkladı. “Reinhart bana şirketin durumunu anlatırken sayıları yazmak için çalışma masasının çekmecesinden mektup kağıdı çıkardı. Kullandığı kâğıt son derece kaliteli, iki renk kabartmalı antetli bir kâğıttı. Bu kâğıt çok, hem de çok pahalıydı. Kağıdın üzerine birkaç sayı yazarak şirketin bazı bölümlerinin ne kadar kâr ettiğini, harcamaları ve işletme masraflarını nasıl azalttıklarını anlattı. Ondan sonra da o güzelim kağıdı buruşturarak çöp sepetine attı. Birazdan yeni uyguladıkları bir yöntemi anlatmak için iki renkli antetli yeni bir sayfa çekip aldı. Birkaç sayı yazdıktan sonra, o kâğıt da çöp sepetini boyladı. Bir an düşünmeden boşa harcanan bu kadar para. Eğer genel müdür böyleyse, yanında çalışanlar kim bilir nasıldır diye düşündüm. O yüzden genel müdüre inanacak yerde, bana onun ne kadar müsrif olduğunu anlatanlara inanmaya karar verdim ve elimdeki bütün Atchinson’ları sattım. Bir rastlantı sonucu birkaç gün sonra Delaware, Lackawanna & Western’in ofisine gitmem gerekti. O günlerde genel müdür Sam Sloan’dı. Ofisi girişin hemen yanındaki odaydı ve kapısı da ardına dek açıktı. Onun kapısı her zaman açıktı. D. L. & W.’nin merkez ofisine giren herkes şirketin genel müdürünü masasında otururken görebilirdi. İsteyen herkes gidip işini doğrudan onunla görebilirdi. Ekonomi muhabirleri Sam Sloan’la doğrudan konuşup lafı hiç dolandırmadan kendisine soru sorabildiklerini ve borsada durum ne olursa olsun kendisinden açık bir evet ya da hayır cevabı alabildiklerini anlatırlar. Sloan’ın odasına girince onun meşgul olduğunu gördüm. Önce mektuplarını açtığını sandım, ama sonra masasına yaklaşınca ne yaptığını farkettim. Sonradan bunun günlük alışkanlığı olduğunu öğrendim. Ofise gelen mektuplar ayırılıp açıldıktan sonra boş zarflar atılacak yerde Sloan’ın odasına getirilirmiş. O da boş dakikalarında zarfın kenarlarını yırtarmış. Böylece bir yüzü boş iki parça kâğıt elde edermiş. Bu kâğıtları biriktirir, ondan sonra da ofisteki elemanlara dağıtır, Reinhart’ın benim için kullandığı antetli kağıdın yerine, not kağıdı olarak kullanmalarını sağlarmış. Ne boş zarflar, ne de müdürün zamanı boşa harcanırmış. Her şey için bir kullanım alanı bulunurmuş anlayacağınız. Eğer D. L. & W. ’nin genel müdürü böyleyse, şirketin her bölümü de iktisatlı bir şekilde yönetiliyordur mutlaka, Sloan bunun böyle olmasını sağlıyordur, diye düşündüm. Elbette şirketin düzenli temettü ödediğini ve bol gayrimenkulü olduğunu biliyordum. Alabildiğim kadar D. L. & W. hisse senedi aldım. O zamandan bu yana hissenin değeri önce ikiye, sonra da dörde katlandı. Şimdi neredeyse ilk yatırdığım para kadar yıllık temettü alıyorum. Bugün hâlâ D. L. & W.’lerimi elimde tutuyorum. Atchinson firması ise genel müdürü bana müsrif olmadığını kanıtlamak için sayfa sayfa antetli kâğıtları çöp sepetine attıktan kısa bir süre sonra el değiştirdi.” Bu gerçek bir olaydır ve D. L. & W. hisseleri o Pennsyilvania’lının borsa yaşamı boyunca yaptığı en iyi yatırımdır.
  • Bir borsacının yetişmesi tıp eğitimine benzer. Doktor adayının uzun yıllar boyunca çalışarak anatomi, fizyoloji, farmakoloji gibi birçok konuyu öğrenmesi gerekir. Önce işin teorisini kavrar, ondan sonra da hayatını işin uygulamasına adar. Her tür patolojik olguyu gözlemleyerek bunları sınıflandırır. Tanı koymasını öğrenir. Eğer tanıları doğru çıkarsa -bu da gözlemlerinin eksiksiz olması ile mümkün olur ancak- tedavide de başarılı olacaktır. Ancak her zaman insanın yanılabileceğini ve beklenmedik bazı olayların bunu etkileyebileceğini aklında tutmak zorundadır. Sonra yavaş yavaş deneyim edinir, yalnızca doğru şeyleri yapmasını değil, bunları zamanında yapmasını da öğrenir, öyle ki doktor olmayan insanlar onun bazı içgüdülerini izleyerek hareket ettiğine inanmaya başlar. Oysa doktor bunu otomatik olarak yapmaz. Uzun yıllar boyunca aynı hastalıkla defalarca karşılaştığı ve tanı koyduğu için deneyimlerine dayanarak en uygun tedavi biçimi neyse onu seçer. Bilgilerinizi, yani kitaplardan öğrendiğiniz şeyleri başkalarına aktarabilirsiniz ama deneyiminizi aktaramazsınız. Bir yatırımcı ne yapması gerektiğini çok iyi bilebilir, ama bu bildiğini zamanında uygulamadığı sürece zarar etmekten kurtulamayacaktır.
  • Borsada geçen yıllar, sıkı çalışma ve iyi bir hafıza sayesinde, borsacı hem beklediği hem de beklemediği şeylere karşı nasıl davranacağını bilecektir.
  • Örneğin hafızamın ve matematiğin benim için çok büyük önem taşıdığını belirtmeliyim. Wall Street’te para matematiksel olarak kazanılır. Yani borsa bazı gerçeklere ve sayılara dayalı olarak yürür.
  • Deneyim borsada insana en fazla temettü getiren şeydir ve gözlem en iyi tüyodur. Bazen gereken tek bilgi, belli bir hisse fiyatının izlediği yöndür. Bunu gözlemlemek gerekir. Sonra da deneyiminiz normal olandan, yani olası olandan saparak, nasıl para kazanabileceğinizi gösterecektir. Örneğin hepimiz hisse senetlerinin hep birlikte hareket etmediklerini biliyoruz, ama borsada genel bir yükseliş ya da düşüş varsa, belli hisse grupları o yönde hareket edecektir.
  • Pratikte yüzlerce kez çürütülmüş olmasına karşın, teoride bu hisselerin eninde sonunda aynı yerde buluşacaklarına kesin gözüyle bakılır, bu nedenle halk C. D. Çelik ile X. Y. Çelik yükselirken A. B. Çelik henüz yükselmediyse, hemen bu sonuncu hisseden almaya koşar. Ben borsada genel yükseliş beklentisi varsa bile, bir hisse gerektiği gibi hareket etmiyorsa onu satın almam. Bazen fiyatların yükselmesi an meselesiyken, ben bir hisse senedini satın alırım, sonra da onun grubundaki diğer hisselerin fiyatı artmıyor diye satarım. Neden? Deneyimlerim bana grup eğilimlerine ters hareket etmemem gerektiğini göstermiştir de ondan. Her zaman kesin gerçeklere dayanarak hareket edilemeyebilir.
  • Benim için fazla karmaşık bir nedene gerek yoktur. Ben borsacıyım ve benim için tek bir işaret gerekir: Şirketin kendi yöneticileri hisseyi alıyor mu? Almıyorlardı. Yöneticilerin fiyat düşerken hisseyi neden almak istemedikleri beni ilgilendirmiyordu. Hisse fiyatını artırmak için özel çaba harcamamaları benim için yeterliydi.
  • Güzel Sanat Olarak Spekülasyon adlı kitabında bir borsacının cesur olması demek, verdiği kararlarda direnebilmesi demektir, diye yazar. Bense yanılmaktan korkmam, çünkü yanıldığım kanıtlanana kadar yanıldığımı düşünmem.
  • Başarılı olacaksam bilgilerim sayesinde olmalıyım. Eğer başarısız olacaksam, bu da yine kendi hatalarım yüzünden olmalıdır.
  • Bilgi güçtür ve gücün yalanlardan korkmasına gerek yoktur, bu yalanlar borsanın fiyat tahtasında ilan edilse bile. Yalan olduğu kısa sürede ortaya çıkacaktır nasıl olsa.
  • Borsada başarılı olmanın sırrı, insanların geçmişte işledikleri hataları gelecekte de işleyecekleri ilkesine dayanır.
  • Kendi malı olmayanı satanlar ya geri alır ya hapsi boylar.
  • Yanıldığını anladığı anda konumunu değiştirebilen ender insanlardanmış.
  • Ajansların geçtiği ekonomi haberlerine bir bakın, çoğunun yarı resmi ağızlardan açıklanan tüyolar olduğunu görürsünüz. Adını niçin vermemiş?
  • Ne yapılacağını bilmek kadar ne yapılmayacağını bilmek de önemlidir.
  • Borsada genel yükseliş görüldüğü zamanlarda, özellikle canlanma dönemlerinde, halk kâr eder, ondan sonra da elindeki hisseleri zamanında satmasını bilmediği için zarara uğrar.

(291)

Başarılı bir borsacı bu iki güçlü duyguyla savaşmalı… Umut etmek yerine korkmalı, korkmak yerine umut etmelidir. Zararının daha da büyümesinden korkmalı, kârlarının daha da artmasını ummalıdır.


Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Orhan Bengin Epözdemir | Finans ve Ekonomi Üzerine Notlar sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin